<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#">
<channel>
	<title>Art Hayat</title>
	<atom:link href="https://www.arthayat.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.arthayat.com</link>
	<description>Art Hayat</description>
	<lastBuildDate>Sun, 19 Apr 2026 00:02:49 +0300</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator></generator>
    <image>
        <url>https://www.arthayat.com/images/art-hayat-2.svg</url>
        <title>Art Hayat</title>
        <link>https://www.arthayat.com</link>
    </image>
    
		<item>
			<title>42. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'na yoğun ilgi! Gazeteci Suat Kozluklu ilk kitabı ile okurlarla buluştu...</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/42-uluslararasi-istanbul-kitap-fuarina-yogun-ilgi-gazeteci-suat-kozluklu-ilk-kitabi-ile-okurlarla-bulustu</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/42-uluslararasi-istanbul-kitap-fuarina-yogun-ilgi-gazeteci-suat-kozluklu-ilk-kitabi-ile-okurlarla-bulustu/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Sun, 21 Dec 2025 14:10:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Etkinlikler]]></category><category><![CDATA[Edebiyat]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/42-uluslararasi-istanbul-kitap-fuarina-yogun-ilgi-gazeteci-suat-kozluklu-ilk-kitabi-ile-okurlarla-bulustu</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/12/42-uluslararasi-istanbul-kitap-fuarina-yogun-ilgi-gazeteci-suat-kozluklu-ilk-kitabi-ile-okurlarla-bulustu-13391.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><strong>42'ncisi düzenlenen TÜYAP Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı</strong> kapılarını kapatırken kitapseverler yoğun ilgi gösterdi. Fuarda okuyucularıyla buluşan gazeteci-yazar Suat Kozluklu, ilk kitabının imza gününde büyük heyecan yaşarken, <i><strong>"Benim için TÜYAP Kitap Fuarı’nın çok özel bir anlamı oldu. İlk kitabım ve ilk imza günümdü. Kitap dostlarının ilgisi beni son derece mutlu etti."</strong></i> dedi.</p><p><strong>TÜYAP Fuarcılık Grubu</strong> tarafından <i><strong>Türkiye Yayıncılar Birliği</strong></i> işbirliğiyle düzenlenen, edebiyat dünyasının en köklü ve kapsamlı buluşması olan Türkiye'nin en büyük kitap etkinliklerinden <strong>TÜYAP Kitap Fuarı</strong>’nın son gününde de kitapseverler yoğun katılım sağladı. Günün erken saatlerinde fuar merkezine gelen ziyaretçiler girişte uzun kuyruklar oluşturdu; bu yoğunluk fuar alanında da devam etti.&nbsp;</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20251221143830-321192.jpg"></figure><p><strong>TÜYAP Kitap Fuarı</strong>’nda gazeteci ve televizyon yapımcısı <strong>Suat Kozluklu</strong>, ilk romanı <strong>“KAM Davası”</strong> ile edebiyat dünyasına adım atmanın heyecanını yaşayanlar arasındaydı. <strong>Köknar Kitap</strong>’tan çıkan <strong>“KAM Davası”,</strong> bir yandan sürükleyici bir polisiye gerilim sunarken bir yandan da <i><strong>Türk-Şaman geleneğinin</strong></i> hâlâ canlı olarak yaşatıldığı kadim bir coğrafyada geçen derin bir kültürel-mitolojik yolculuk vadediyor.&nbsp;</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20251221144419-425948.jpg"></figure><p>Roman, <i><strong>“Ölümsüzlüğün Peşinde - KAM Davası”</strong></i> başlığı altında, <i><strong>“Ak ve Karaların Savaşı” ile “Yada’nın Laneti: İkizlerin Savaşı”</strong></i> olmak üzere iki kitap halinde okuyucuyla buluştu. <strong>Kozluklu</strong>, şu sözlerle duygularını dile getirdi:</p><p><i><strong>“Benim için TÜYAP Kitap Fuarı’nın çok özel bir anlamı oldu. İlk kitabım ve ilk imza günümdü. Kitap dostlarının ilgisi beni son derece mutlu etti. Bunun için teşekkür ediyorum kendilerine.”</strong></i></p><p><i><strong>“Romandaki her şey tamamen hayal ürünü… Ama ilhamı tamamen gerçek”</strong></i> diyen <strong>Kozluklu</strong>, romanı hakkında şunları söyledi:</p><p><i><strong>“Bu roman sadece bir cinayet ve gizem hikâyesi değil; aynı zamanda sevgi, adalet ve vicdan gibi insan olmanın en temel duygularını sorgulayan derin bir yolculuk. Karakterlerim, gerçek hayatta olduğu gibi, sevgi ile adalet arasında sıkışıp kalıyor; bu çatışma onları zorlayarak kendi iç dünyalarıyla yüzleştiriyor. Umarım okuyanlar bu hikâyede kendinden bir parça bulur, satır aralarında kaybolurken hem yeni duygular keşfeder hem de şu gerçeği bir kez daha fark eder: Farkında olsak da olmasak da, düğünlerimizde, cenazelerimizde, nazar boncuğunda, kurşun döktürmede, yağmur duasında bile Tengrizm ve Şamanizm’den gelen izler iç içe geçmiş durumda. Bugün ‘batıl’ diye küçümsediğimiz pek çok gelenek, aslında binlerce yıllık bir bilgelik ve derin bir anlam taşıyor. ‘KAM Davası’ işte bu görünmez mirası, gerçek bir Anadolu köyünde yeniden gözler önüne seriyor. Tahtakuşlar’ın rüzgârı hep bizimle olsun…”</strong></i></p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20251221152503-472189.jpg"></figure><p><strong>Suat Kozluklu'nun Mesleki Özgeçmişi…</strong></p><p>Gazeteciliğe üniversite yıllarında <strong>Cumhuriyet&nbsp;</strong>gazetesinde adım atan <strong>Suat Kozluklu</strong>, kariyerine ABD'de aldığı dil eğitimiyle uluslararası bir boyut kazandırdı. Türkiye'ye döndükten sonra habercilik serüvenine <strong>Star TV Haber Merkezinde</strong> devam etti.&nbsp;</p><p>Daha sonra <strong>ATV, Show TV ve Kanal D</strong> gibi özel televizyon kanallarında muhabirlik, editörlük ve Haber Genel Yayın Yönetmenliği görevlerinde bulundu.</p><p>Ekran önünde hazırlayıp sunduğu haber programlarıyla tanınan <strong>Kozluklu</strong>, yapımcı kimliğiyle de yaklaşık yüze yakın belgesele imza attı. Ayrıca birçok özel televizyon kanalının kuruluş sürecinde aktif rol aldı ve medya sektöründe 30 yılı aşkın deneyim kazandı.</p><p>Habercilik kariyerine kısa bir ara veren <strong>Kozluklu</strong>, bu dönemde <strong>İstanbul Aydın Üniversitesinde</strong> <i><strong>Televizyon Haberciliği</strong></i> dersi verdi ve aynı üniversitede <i><strong>Kurumsal İletişim Direktörlüğü</strong></i> görevini üstlendi. Daha sonra çeşitli platformlar için senaryolar yazdı ve yazarlık yolculuğuna başladı.</p><p>Titizlikle yürüttüğü 3 yıllık bir çalışmanın meyvesi olan ilk romanı <strong>“Kam Davası”,</strong> onun zengin bilgi birikimi ve derin gözlem yeteneğinin bir yansımasıdır. <strong>Kozluklu</strong>'nun kaleminden çıkan her satır, yılların birikimiyle şekillenmiş deneyimini ve güçlü hikâye anlatıcılığı tutkusunu gözler önüne sermektedir.</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/12/42-uluslararasi-istanbul-kitap-fuarina-yogun-ilgi-gazeteci-suat-kozluklu-ilk-kitabi-ile-okurlarla-bulustu-13391.jpg" alt=""><p><strong>42'ncisi düzenlenen TÜYAP Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı</strong> kapılarını kapatırken kitapseverler yoğun ilgi gösterdi. Fuarda okuyucularıyla buluşan gazeteci-yazar Suat Kozluklu, ilk kitabının imza gününde büyük heyecan yaşarken, <i><strong>"Benim için TÜYAP Kitap Fuarı’nın çok özel bir anlamı oldu. İlk kitabım ve ilk imza günümdü. Kitap dostlarının ilgisi beni son derece mutlu etti."</strong></i> dedi.</p><p><strong>TÜYAP Fuarcılık Grubu</strong> tarafından <i><strong>Türkiye Yayıncılar Birliği</strong></i> işbirliğiyle düzenlenen, edebiyat dünyasının en köklü ve kapsamlı buluşması olan Türkiye'nin en büyük kitap etkinliklerinden <strong>TÜYAP Kitap Fuarı</strong>’nın son gününde de kitapseverler yoğun katılım sağladı. Günün erken saatlerinde fuar merkezine gelen ziyaretçiler girişte uzun kuyruklar oluşturdu; bu yoğunluk fuar alanında da devam etti.&nbsp;</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20251221143830-321192.jpg"></figure><p><strong>TÜYAP Kitap Fuarı</strong>’nda gazeteci ve televizyon yapımcısı <strong>Suat Kozluklu</strong>, ilk romanı <strong>“KAM Davası”</strong> ile edebiyat dünyasına adım atmanın heyecanını yaşayanlar arasındaydı. <strong>Köknar Kitap</strong>’tan çıkan <strong>“KAM Davası”,</strong> bir yandan sürükleyici bir polisiye gerilim sunarken bir yandan da <i><strong>Türk-Şaman geleneğinin</strong></i> hâlâ canlı olarak yaşatıldığı kadim bir coğrafyada geçen derin bir kültürel-mitolojik yolculuk vadediyor.&nbsp;</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20251221144419-425948.jpg"></figure><p>Roman, <i><strong>“Ölümsüzlüğün Peşinde - KAM Davası”</strong></i> başlığı altında, <i><strong>“Ak ve Karaların Savaşı” ile “Yada’nın Laneti: İkizlerin Savaşı”</strong></i> olmak üzere iki kitap halinde okuyucuyla buluştu. <strong>Kozluklu</strong>, şu sözlerle duygularını dile getirdi:</p><p><i><strong>“Benim için TÜYAP Kitap Fuarı’nın çok özel bir anlamı oldu. İlk kitabım ve ilk imza günümdü. Kitap dostlarının ilgisi beni son derece mutlu etti. Bunun için teşekkür ediyorum kendilerine.”</strong></i></p><p><i><strong>“Romandaki her şey tamamen hayal ürünü… Ama ilhamı tamamen gerçek”</strong></i> diyen <strong>Kozluklu</strong>, romanı hakkında şunları söyledi:</p><p><i><strong>“Bu roman sadece bir cinayet ve gizem hikâyesi değil; aynı zamanda sevgi, adalet ve vicdan gibi insan olmanın en temel duygularını sorgulayan derin bir yolculuk. Karakterlerim, gerçek hayatta olduğu gibi, sevgi ile adalet arasında sıkışıp kalıyor; bu çatışma onları zorlayarak kendi iç dünyalarıyla yüzleştiriyor. Umarım okuyanlar bu hikâyede kendinden bir parça bulur, satır aralarında kaybolurken hem yeni duygular keşfeder hem de şu gerçeği bir kez daha fark eder: Farkında olsak da olmasak da, düğünlerimizde, cenazelerimizde, nazar boncuğunda, kurşun döktürmede, yağmur duasında bile Tengrizm ve Şamanizm’den gelen izler iç içe geçmiş durumda. Bugün ‘batıl’ diye küçümsediğimiz pek çok gelenek, aslında binlerce yıllık bir bilgelik ve derin bir anlam taşıyor. ‘KAM Davası’ işte bu görünmez mirası, gerçek bir Anadolu köyünde yeniden gözler önüne seriyor. Tahtakuşlar’ın rüzgârı hep bizimle olsun…”</strong></i></p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20251221152503-472189.jpg"></figure><p><strong>Suat Kozluklu'nun Mesleki Özgeçmişi…</strong></p><p>Gazeteciliğe üniversite yıllarında <strong>Cumhuriyet&nbsp;</strong>gazetesinde adım atan <strong>Suat Kozluklu</strong>, kariyerine ABD'de aldığı dil eğitimiyle uluslararası bir boyut kazandırdı. Türkiye'ye döndükten sonra habercilik serüvenine <strong>Star TV Haber Merkezinde</strong> devam etti.&nbsp;</p><p>Daha sonra <strong>ATV, Show TV ve Kanal D</strong> gibi özel televizyon kanallarında muhabirlik, editörlük ve Haber Genel Yayın Yönetmenliği görevlerinde bulundu.</p><p>Ekran önünde hazırlayıp sunduğu haber programlarıyla tanınan <strong>Kozluklu</strong>, yapımcı kimliğiyle de yaklaşık yüze yakın belgesele imza attı. Ayrıca birçok özel televizyon kanalının kuruluş sürecinde aktif rol aldı ve medya sektöründe 30 yılı aşkın deneyim kazandı.</p><p>Habercilik kariyerine kısa bir ara veren <strong>Kozluklu</strong>, bu dönemde <strong>İstanbul Aydın Üniversitesinde</strong> <i><strong>Televizyon Haberciliği</strong></i> dersi verdi ve aynı üniversitede <i><strong>Kurumsal İletişim Direktörlüğü</strong></i> görevini üstlendi. Daha sonra çeşitli platformlar için senaryolar yazdı ve yazarlık yolculuğuna başladı.</p><p>Titizlikle yürüttüğü 3 yıllık bir çalışmanın meyvesi olan ilk romanı <strong>“Kam Davası”,</strong> onun zengin bilgi birikimi ve derin gözlem yeteneğinin bir yansımasıdır. <strong>Kozluklu</strong>'nun kaleminden çıkan her satır, yılların birikimiyle şekillenmiş deneyimini ve güçlü hikâye anlatıcılığı tutkusunu gözler önüne sermektedir.</p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>Afyon'da müzik rüzgârı... Festival 24. yılında yeni müze ve kültür merkezinde!</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/afyonda-muzik-ruzgari-festival-24-yilinda-yeni-muze-ve-kultur-merkezinde</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/afyonda-muzik-ruzgari-festival-24-yilinda-yeni-muze-ve-kultur-merkezinde/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Mon, 21 Apr 2025 08:45:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Etkinlikler]]></category><category><![CDATA[Müzik]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/afyonda-muzik-ruzgari-festival-24-yilinda-yeni-muze-ve-kultur-merkezinde</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/04/afyonda-muzik-ruzgari-festival-24-yilinda-yeni-muze-ve-kultur-merkezinde-20250421085315.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali, 24. yılında 2-8 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek. Festival, Afyonkarahisar Müze ve Kültür Merkezi Kompleksi’nde yapılacak. Festivalin genel sanat yönetmenliğini Hüseyin Başkadem üstleniyor. Organizasyon, Afyonkarahisar Klasik Müzik ve Caz Derneği tarafından hayata geçiriliyor.</strong></i></p><p><strong>OKUL KONSERLERİ</strong><br>Festivalin açılış konserinde bu yıl, Çekyalı sanatçı <strong>Stepanka Plockova</strong>, <strong>Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası </strong>eşliğinde sahne alacak. <strong>Şef Murat Göktaş </strong>yönetimindeki konser, 2 Mayıs akşamı <strong>Afyonkarahisar Müzesi</strong>’nde düzenlenecek.</p><blockquote><p><strong>Festival boyunca 10 konser, yaklaşık 60 okul söyleşisi ve bir karikatür sergisi sanatseverlerle buluşacak. Tüm konserler halka açık ve ücretsiz olacak. Festivalin geleneksel parçalarından biri olan okul konserleri, merkez, köy ve kasaba okullarında yapılacak. Yerli ve yabancı sanatçılar, binlerce öğrenciyle buluşacak.</strong></p></blockquote><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250421085249-831736.jpg"></figure><p>Festivalin 24. yılında, Prag-Afyon müzik dostluğu da 20. yılını kutluyor. Çek sanatçılar, bu yıl da sahne alıp farklı ilçelerdeki ilk ve ortaokullarda konser ve atölye çalışmaları yapacaklar.</p><p><strong>SERGİ VE SÖYLEŞİLER</strong></p><p>Festivalin etkinliklerinde Adnan Özyalçıner, Feridun Andaç, Gülten Dayıoğlu, Yalvaç Ural’ın da aralarında bulunduğu isimler söyleşilere katılacak. Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Tan Oral ve gazetemizin karikatüristi Kamil Masaracı, İkbal Thermal Otel lobisindeki karikatür sergilerinde sanatseverlerle buluşacak. Festivalin kapanış konserinde, Çekya’dan gelen 13 müzisyen sahne alacak. Konserde ağırlıklı olarak Çek bestecilerin eserleri seslendirilecek.</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/04/afyonda-muzik-ruzgari-festival-24-yilinda-yeni-muze-ve-kultur-merkezinde-20250421085315.jpg" alt=""><p><i><strong>Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali, 24. yılında 2-8 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek. Festival, Afyonkarahisar Müze ve Kültür Merkezi Kompleksi’nde yapılacak. Festivalin genel sanat yönetmenliğini Hüseyin Başkadem üstleniyor. Organizasyon, Afyonkarahisar Klasik Müzik ve Caz Derneği tarafından hayata geçiriliyor.</strong></i></p><p><strong>OKUL KONSERLERİ</strong><br>Festivalin açılış konserinde bu yıl, Çekyalı sanatçı <strong>Stepanka Plockova</strong>, <strong>Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası </strong>eşliğinde sahne alacak. <strong>Şef Murat Göktaş </strong>yönetimindeki konser, 2 Mayıs akşamı <strong>Afyonkarahisar Müzesi</strong>’nde düzenlenecek.</p><blockquote><p><strong>Festival boyunca 10 konser, yaklaşık 60 okul söyleşisi ve bir karikatür sergisi sanatseverlerle buluşacak. Tüm konserler halka açık ve ücretsiz olacak. Festivalin geleneksel parçalarından biri olan okul konserleri, merkez, köy ve kasaba okullarında yapılacak. Yerli ve yabancı sanatçılar, binlerce öğrenciyle buluşacak.</strong></p></blockquote><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250421085249-831736.jpg"></figure><p>Festivalin 24. yılında, Prag-Afyon müzik dostluğu da 20. yılını kutluyor. Çek sanatçılar, bu yıl da sahne alıp farklı ilçelerdeki ilk ve ortaokullarda konser ve atölye çalışmaları yapacaklar.</p><p><strong>SERGİ VE SÖYLEŞİLER</strong></p><p>Festivalin etkinliklerinde Adnan Özyalçıner, Feridun Andaç, Gülten Dayıoğlu, Yalvaç Ural’ın da aralarında bulunduğu isimler söyleşilere katılacak. Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Tan Oral ve gazetemizin karikatüristi Kamil Masaracı, İkbal Thermal Otel lobisindeki karikatür sergilerinde sanatseverlerle buluşacak. Festivalin kapanış konserinde, Çekya’dan gelen 13 müzisyen sahne alacak. Konserde ağırlıklı olarak Çek bestecilerin eserleri seslendirilecek.</p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>“Marcel Dzama: Ay Işığıyla Dans” Pera Müzesi'nde...</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/marcel-dzama-ay-isigiyla-dans-pera-muzesinde</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/marcel-dzama-ay-isigiyla-dans-pera-muzesinde/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Fri, 21 Mar 2025 06:57:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Sanat Dünyası]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/marcel-dzama-ay-isigiyla-dans-pera-muzesinde</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/03/marcel-dzama-ay-isigiyla-dans-pera-muzesinde-92401.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, 20. kuruluş yılında, günümüz sanatının özgün isimlerinden Marcel Dzama'yı, Türkiye'deki ilk kişisel sergisiyle ağırlıyor. “Marcel Dzama: Ay Işığıyla Dans - Arkadaşı Raymond Pettibon'dan küçük bir yardımla” başlıklı sergi; çizim, film ve heykel gibi farklı disiplinlerdeki üretimlerini bir araya getirerek sanatseverleri sanatçının çok yönlü dünyasıyla buluşturuyor. Küratörlüğünü Alistair Hicks'in üstlendiği ve Dzama'nın savaş, kötü yönetimler ve çevresel yıkım gibi konulara bakışını sunan sergi 17 Ağustos'a kadar ziyaret edilebilir.</strong></i></p><p><strong>Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi,</strong> 20. kuruluş yılında, sanat dünyasında kendine özgü bir yol izleyen ve yaratıcı vizyonuyla tanınan sanatçı <strong>Marcel Dzama</strong>'yı Türkiye'deki ilk kişisel sergisiyle sanatseverlerle buluşturuyor.<strong> "Marcel Dzama: Ay Işığıyla Dans - Arkadaşı Raymond Pettibon'dan küçük bir yardımla" </strong>başlıklı bu sergi, Dzama'nın görsel sanatlar, film ve heykel gibi farklı disiplinlerdeki üretimlerini bir araya getirerek izleyiciyi büyüleyici bir yolculuğa davet ediyor. Serginin küratörlüğünü üstlenen Alistair Hicks, Dzama'nın çalışmalarını şu ifadelerle yorumluyor: <i><strong>"Taşkın ve bazen de fazla dokunaklı şiirler gibi abartılı çalışmaları başımızı döndürebilir. Dzama, izleyiciyi dahil etmeye hevesli; imgelemi oldukça baştan çıkarıcı olabilir."</strong></i></p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250321070016-664387.jpg"></figure><p><strong>DZAMA'NIN SANATSAL PRATİĞİ: ÇOK KATMANLI VE DİSİPLİNLERARASI</strong></p><p>Dzama'nın eserleri, ilk bakışta popüler kültürden ve güncel siyasetten tanıdık ögeleri bir araya getiren çok katmanlı ve mizahi bir anlatı sunuyor; ancak yakından incelendiğinde, sanat tarihine dair zengin birikimi ve dünya tarihinden evrensel meseleleri ele alış biçimi ortaya çıkıyor. Sanatçının pratiği yalnızca çizim ve resimle sınırlı kalmıyor; diorama, kukla, kostüm, sahne tasarımı, film, şarkı, fanzin ve heykel gibi pek çok farklı disiplini kapsıyor. Farklı anlatım biçimlerini bir araya getiren bu üretim anlayışı, Dzama'nın dünyasını daha da derinleştirirken, sanatıyla kurduğu ilişkide sınırları ortadan kaldırıyor. Çeşitli projelerde <i><strong>Spike Jonze, Maurice Sendak, Beck, Kim Gordon, Raymond Pettibon, Bob Dylan ve New York City Ballet</strong></i> başta olmak üzere, çeşitli disiplinlerden isimlerle gerçekleştirdiği iş birlikleri de sanatçının çok yönlü yaklaşımını ve geniş ilgi alanlarını gözler önüne seriyor.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250321065924-559754.jpg"></figure><p><strong>MERKEZDE KÖTÜ YÖNETİMLERİN ELEŞTİRİSİ, ÇEVRESEL YIKIM VE SAVAŞ VAR</strong></p><p><strong>Sergi,</strong> Dzama'nın sanat pratiğinde öne çıkan üç temel temayı mercek altına alıyor: Kötü yönetimlerin eleştirisi, çevresel yıkım ve savaşın sebep olduğu felaketler. Dzama, bu konuları kimi zaman kara mizahla kimi zaman da Dadaizmin en önemli temsilcilerinden, adaşı <strong>Marcel Duchamp</strong>'tan esinlendiği satranç metaforuyla ele alıyor. Dzama'nın sanatsal dili, yalnızca politik çöküşleri ve otoriter yapıları eleştirmekle sınırlı kalmıyor, aynı zamanda sanatın şekil değiştiren, yeniden tanımlanan ve izleyiciyi dahil eden yapısını da vurguluyor. Pettibon'la iş birliği, bu anlamda Dzama'nın kolektif yaratım sürecine olan ilgisini de gözler önüne seriyor.</p><p><strong>RAYMOND PETTİBON'LA ORTAK ÇALIŞMALAR</strong></p><p>Sanatsal üretim sürecinde bireysel kimliğin yanı sıra kolektif iş birliklerine de büyük önem veren <strong>Dzama'nın, New York'</strong>lu sanatçı dostu <strong>Raymond Pettibon</strong> ile ortak çalışmaları serginin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Dzama ve Pettibon, satranç tahtasındaki iki rakip gibi bir yaratıcı diyalog içinde eserlerini ortaya çıkarıyor. Dzama'nın gerçeküstü karakterleri, Pettibon'un politik eleştirileri ile birleşerek izleyiciyi toplumsal meseleler üzerine derinlemesine düşünmeye davet ediyor. Öte yandan bu çalışmalar, sanatın bir diyalog alanı olarak nasıl işleyebileceğine dair güçlü bir örnek oluşturuyor.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250321065757-757818.jpg"></figure><p><strong>SATRANÇ TAHTASI, POLİTİK GÜCÜN VE TOPLUMSAL DÜZENİN BİR METAFORUNA DÖNÜŞÜYOR</strong></p><p>Serginin öne çıkan eserleri arasında, <strong>Dzama</strong>'ya ait dört video yer alıyor: <i><strong>Kafirler (2010), Bir Satranç Oyunu (2011), Ay'da Yaşamak (Lorca için) (2023) ve Ölüm Disko Dansı (2024</strong></i>). Bu videolar, oyun ve savaş arasındaki ince çizgiyi vurgularken, satranç tahtasını bir strateji alanı olmanın ötesinde politik gücün ve toplumsal düzenin bir metaforu olarak ele alıyor. <strong>Dzama, Duchamp</strong>'ın, <i><strong>"Tüm sanatçılar satranç oyuncusu olmasa da tüm satranç oyuncuları sanatçıdır." sözünden ilham alarak sanatçının topluma bakış açısını ve entelektüel bir strateji geliştirme gerekliliğini vurguluyor. Dzama'nın eserleri, 20. yüzyıldaki otoriter rejimlerin sanatçılar üzerindeki etkilerini bugünün politik dünyasıyla ilişkili şekilde sorguluyor. Savaşın kaotik ve yok edici etkisini grotesk bir anlatıyla gözler önüne sererken, popülist liderlerin kitleleri nasıl manipüle ettiğini ele alıyor. Dzama'nın, Albert Camus'nün, "Özgür olmayan bir dünyayla başa çıkmanın tek yolu, varlığınızın kendisi bir başkaldırı hareketi hâline gelene dek özgürleşmektir,"</strong></i> sözüyle özetlenebilecek felsefesini, sanatsal pratiğine entegre ettiği görülüyor.</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/03/marcel-dzama-ay-isigiyla-dans-pera-muzesinde-92401.jpg" alt=""><p><i><strong>Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, 20. kuruluş yılında, günümüz sanatının özgün isimlerinden Marcel Dzama'yı, Türkiye'deki ilk kişisel sergisiyle ağırlıyor. “Marcel Dzama: Ay Işığıyla Dans - Arkadaşı Raymond Pettibon'dan küçük bir yardımla” başlıklı sergi; çizim, film ve heykel gibi farklı disiplinlerdeki üretimlerini bir araya getirerek sanatseverleri sanatçının çok yönlü dünyasıyla buluşturuyor. Küratörlüğünü Alistair Hicks'in üstlendiği ve Dzama'nın savaş, kötü yönetimler ve çevresel yıkım gibi konulara bakışını sunan sergi 17 Ağustos'a kadar ziyaret edilebilir.</strong></i></p><p><strong>Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi,</strong> 20. kuruluş yılında, sanat dünyasında kendine özgü bir yol izleyen ve yaratıcı vizyonuyla tanınan sanatçı <strong>Marcel Dzama</strong>'yı Türkiye'deki ilk kişisel sergisiyle sanatseverlerle buluşturuyor.<strong> "Marcel Dzama: Ay Işığıyla Dans - Arkadaşı Raymond Pettibon'dan küçük bir yardımla" </strong>başlıklı bu sergi, Dzama'nın görsel sanatlar, film ve heykel gibi farklı disiplinlerdeki üretimlerini bir araya getirerek izleyiciyi büyüleyici bir yolculuğa davet ediyor. Serginin küratörlüğünü üstlenen Alistair Hicks, Dzama'nın çalışmalarını şu ifadelerle yorumluyor: <i><strong>"Taşkın ve bazen de fazla dokunaklı şiirler gibi abartılı çalışmaları başımızı döndürebilir. Dzama, izleyiciyi dahil etmeye hevesli; imgelemi oldukça baştan çıkarıcı olabilir."</strong></i></p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250321070016-664387.jpg"></figure><p><strong>DZAMA'NIN SANATSAL PRATİĞİ: ÇOK KATMANLI VE DİSİPLİNLERARASI</strong></p><p>Dzama'nın eserleri, ilk bakışta popüler kültürden ve güncel siyasetten tanıdık ögeleri bir araya getiren çok katmanlı ve mizahi bir anlatı sunuyor; ancak yakından incelendiğinde, sanat tarihine dair zengin birikimi ve dünya tarihinden evrensel meseleleri ele alış biçimi ortaya çıkıyor. Sanatçının pratiği yalnızca çizim ve resimle sınırlı kalmıyor; diorama, kukla, kostüm, sahne tasarımı, film, şarkı, fanzin ve heykel gibi pek çok farklı disiplini kapsıyor. Farklı anlatım biçimlerini bir araya getiren bu üretim anlayışı, Dzama'nın dünyasını daha da derinleştirirken, sanatıyla kurduğu ilişkide sınırları ortadan kaldırıyor. Çeşitli projelerde <i><strong>Spike Jonze, Maurice Sendak, Beck, Kim Gordon, Raymond Pettibon, Bob Dylan ve New York City Ballet</strong></i> başta olmak üzere, çeşitli disiplinlerden isimlerle gerçekleştirdiği iş birlikleri de sanatçının çok yönlü yaklaşımını ve geniş ilgi alanlarını gözler önüne seriyor.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250321065924-559754.jpg"></figure><p><strong>MERKEZDE KÖTÜ YÖNETİMLERİN ELEŞTİRİSİ, ÇEVRESEL YIKIM VE SAVAŞ VAR</strong></p><p><strong>Sergi,</strong> Dzama'nın sanat pratiğinde öne çıkan üç temel temayı mercek altına alıyor: Kötü yönetimlerin eleştirisi, çevresel yıkım ve savaşın sebep olduğu felaketler. Dzama, bu konuları kimi zaman kara mizahla kimi zaman da Dadaizmin en önemli temsilcilerinden, adaşı <strong>Marcel Duchamp</strong>'tan esinlendiği satranç metaforuyla ele alıyor. Dzama'nın sanatsal dili, yalnızca politik çöküşleri ve otoriter yapıları eleştirmekle sınırlı kalmıyor, aynı zamanda sanatın şekil değiştiren, yeniden tanımlanan ve izleyiciyi dahil eden yapısını da vurguluyor. Pettibon'la iş birliği, bu anlamda Dzama'nın kolektif yaratım sürecine olan ilgisini de gözler önüne seriyor.</p><p><strong>RAYMOND PETTİBON'LA ORTAK ÇALIŞMALAR</strong></p><p>Sanatsal üretim sürecinde bireysel kimliğin yanı sıra kolektif iş birliklerine de büyük önem veren <strong>Dzama'nın, New York'</strong>lu sanatçı dostu <strong>Raymond Pettibon</strong> ile ortak çalışmaları serginin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Dzama ve Pettibon, satranç tahtasındaki iki rakip gibi bir yaratıcı diyalog içinde eserlerini ortaya çıkarıyor. Dzama'nın gerçeküstü karakterleri, Pettibon'un politik eleştirileri ile birleşerek izleyiciyi toplumsal meseleler üzerine derinlemesine düşünmeye davet ediyor. Öte yandan bu çalışmalar, sanatın bir diyalog alanı olarak nasıl işleyebileceğine dair güçlü bir örnek oluşturuyor.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250321065757-757818.jpg"></figure><p><strong>SATRANÇ TAHTASI, POLİTİK GÜCÜN VE TOPLUMSAL DÜZENİN BİR METAFORUNA DÖNÜŞÜYOR</strong></p><p>Serginin öne çıkan eserleri arasında, <strong>Dzama</strong>'ya ait dört video yer alıyor: <i><strong>Kafirler (2010), Bir Satranç Oyunu (2011), Ay'da Yaşamak (Lorca için) (2023) ve Ölüm Disko Dansı (2024</strong></i>). Bu videolar, oyun ve savaş arasındaki ince çizgiyi vurgularken, satranç tahtasını bir strateji alanı olmanın ötesinde politik gücün ve toplumsal düzenin bir metaforu olarak ele alıyor. <strong>Dzama, Duchamp</strong>'ın, <i><strong>"Tüm sanatçılar satranç oyuncusu olmasa da tüm satranç oyuncuları sanatçıdır." sözünden ilham alarak sanatçının topluma bakış açısını ve entelektüel bir strateji geliştirme gerekliliğini vurguluyor. Dzama'nın eserleri, 20. yüzyıldaki otoriter rejimlerin sanatçılar üzerindeki etkilerini bugünün politik dünyasıyla ilişkili şekilde sorguluyor. Savaşın kaotik ve yok edici etkisini grotesk bir anlatıyla gözler önüne sererken, popülist liderlerin kitleleri nasıl manipüle ettiğini ele alıyor. Dzama'nın, Albert Camus'nün, "Özgür olmayan bir dünyayla başa çıkmanın tek yolu, varlığınızın kendisi bir başkaldırı hareketi hâline gelene dek özgürleşmektir,"</strong></i> sözüyle özetlenebilecek felsefesini, sanatsal pratiğine entegre ettiği görülüyor.</p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>Usta sanatçı Edip Akbayram FETÖ'yü yıllar önce böyle reddetti!</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/usta-sanatci-edip-akbayram-fetoyu-yillar-once-boyle-reddetti</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/usta-sanatci-edip-akbayram-fetoyu-yillar-once-boyle-reddetti/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Mon, 3 Mar 2025 08:58:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Sanat Dünyası]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/usta-sanatci-edip-akbayram-fetoyu-yillar-once-boyle-reddetti</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/03/usta-sanatci-edip-akbayram-fetoyu-yillar-once-boyle-reddetti-43847.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Türkiye, Edip Akbayram'ın vefat haberi ile sarsıldı. Büyük ozan hem sanatıyla hem mütevazı yaşamıyla hem de vatansever, Atatürkçü, devrimci kimliği ile hafızalarımıza kazındı. Akbayram, FETÖ'nün ödülünü reddeden 11 değerli aydından biriydi. İşte ayrıntılar...</strong></i></p><p>Sanatçı Edip Akbayram, 75 yaşında hayatını kaybetti. Geçirdiği zatürre hastalığı sonrasında Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Akbayram, iç kanama sonucu yoğun bakıma alınmıştı.</p><p>4 Ocak'tan bu yana tedavi gören sanatçı, çoklu organ yetmezliği nedeniyle bugün saat 19.30'da vefat etti.</p><p><strong>CENAZE PROGRAMI BELLİ OLDU</strong></p><p>Edip Akbayram'ın cenaze töreni 4 Mart Salı günü İstanbul'da yapılacak. Cenaze töreni, saat 11:00'de Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda başlayacak. Cenaze namazı, saat 13:30'da Teşvikiye Camii'nde kılınacak. Ünlü sanatçı, cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verilecek.</p><p><strong>"BU ÜLKENİN SESİ, SÖZÜ, TÜRKÜSÜYDÜ"</strong></p><p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı <strong>Ekrem İmamoğlu</strong>, hayatını kaybeden sanatçı Edip Akbayram için taziye mesajı paylaştı.</p><p>İmamoğlu, taziye mesajında "Çok kıymetli bir sanatçıyı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Bu ülkenin sesi, sözü, türküsüydü Edip Akbayram. Kendisine Allah’tan rahmet; ailesine ve sanat camiasına başsağlığı dilerim" ifadelerine yer verdi.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://img.medyaradar.net/rcman/Cw640h823q95gm/storage/files/images/2025/03/02/ekran-goruntusu-2025-03-02-21193-ahth.jpg" alt="Yoğun bakımda tedavi görüyordu...  Usta sanatçı Edip Akbayram'dan acı haber! - Resim : 3"></figure><p><strong>FETHULLAH GÜLEN'İN ÖDÜLÜNÜ REDDEDEN 11 SANATÇIDAN BİRİYDİ…</strong></p><p><strong>Sadece sanatçı kimliğiyle değil, ilkeli duruşuyla da hafızalarda yer eden Akbayram, yıllar boyunca Türkiye'nin bağımsızlığından, laiklikten, Cumhuriyet’ten ve Atatürk ilkelerinden ödün vermeden sanatını icra etti. Özellikle 1990’lı yıllarda, FETÖ yapılanmasının ülkemizde güç kazanmaya başladığı dönemlerde bile cemaatçi yapının tehlikesini gören aydınlardan biri oldu.</strong></p><p>Edip Akbayram, 2000 yılında Fethullah Gülen tarafından <strong>Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'</strong>ndan verilen ödülü reddeden 11 sanatçıdan biriydi.</p><p>Ödülün reddedilmesinin nedeni olarak "Bu Cumhuriyetin aydını olduğum için bu ödülü almadım" şeklinde bir açıklama yapmıştı.</p><p>Akbayram'ın yanı sıra ödülü reddeden diğer sanatçılar arasında <i><strong>Tarık Akan, Zeynep Berksoy, Erol Günaydın, Müjdat Gezen, Yıldız Kenter, Göksel Kortay, Mücap Ofluoğlu, Kemal Sunal, Ferhan Şensoy ve Macide Tanır</strong></i> bulunuyordu.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://img.medyaradar.net/rcman/Cw640h698q95gm/storage/files/images/2025/03/02/whatsapp-image-2025-03-02-at-20-8edr.jpg" alt="Yoğun bakımda tedavi görüyordu...  Usta sanatçı Edip Akbayram'dan acı haber! - Resim : 4"></figure><p><strong>EDİP AKBAYRAM KİMDİR</strong></p><p>Edip Akbayram 29 Aralık 1950'de Gaziantep'te doğdu. Henüz 9 aylıkken çocuk felcine yakalandı. Gaziantep Şahinbey Atatürk Lisesi'nden mezun oldu ve kendi orkestrasını kurdu.</p><p>1968 yılında liseyi bitirip İstanbul'a geldi. Lisede kurdukları orkestrada Pir Sultan Abdal'ın, Karacaoğlan'ın deyişleri üzerine yaptıkları besteleri çalıp söylemişlerdi.</p><p>İlk plağını da lise yıllarında yaptı: 'Kendim ettim kendim buldum'.</p><p>İlk plağını çıkardığı grubun adı Siyah Örümcekler'di. Plak, "Siyah Örümcekler-Gaziantep Orkestrası" ve "Edip Akbayram ve Siyah Örümcekler" başlıkları altında iki farklı baskıyla çıktı.</p><p>1972 yılında Aşık Veysel'in bir şiirinden esinlenerek gerçekleştirdiği ilk bestesi olan "Kükredi Çimenler" ile, Günaydın Gazetesi'nin yeniden düzenlemeye başladığı Altın Mikrofon yarışmasıyla yurt çapında üne kavuştu.</p><p>"Aldırma Gönül" ve "Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz" adlı şarkılarıyla satış rekorları kıran ve altın plak kazanan sanatçının çeşitli kuruluşlar tarafından verilen 250 kadar ödülü mevcuttur.</p><p>1974'te Dostlar Orkestrası'nı kurdu ve Anadolu rock müziğinin önde gelen isimlerinden biri oldu. 1981-1988 yılları arasında bestelerinin TRT'de çalınması yasaklandı.</p><p>1979 yılında Ayten hanımla evlenen sanatçının bu evliliğinden Ozan adında bir oğlu ve Türkü adında bir kızı var.</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/03/usta-sanatci-edip-akbayram-fetoyu-yillar-once-boyle-reddetti-43847.jpg" alt=""><p><i><strong>Türkiye, Edip Akbayram'ın vefat haberi ile sarsıldı. Büyük ozan hem sanatıyla hem mütevazı yaşamıyla hem de vatansever, Atatürkçü, devrimci kimliği ile hafızalarımıza kazındı. Akbayram, FETÖ'nün ödülünü reddeden 11 değerli aydından biriydi. İşte ayrıntılar...</strong></i></p><p>Sanatçı Edip Akbayram, 75 yaşında hayatını kaybetti. Geçirdiği zatürre hastalığı sonrasında Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Akbayram, iç kanama sonucu yoğun bakıma alınmıştı.</p><p>4 Ocak'tan bu yana tedavi gören sanatçı, çoklu organ yetmezliği nedeniyle bugün saat 19.30'da vefat etti.</p><p><strong>CENAZE PROGRAMI BELLİ OLDU</strong></p><p>Edip Akbayram'ın cenaze töreni 4 Mart Salı günü İstanbul'da yapılacak. Cenaze töreni, saat 11:00'de Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda başlayacak. Cenaze namazı, saat 13:30'da Teşvikiye Camii'nde kılınacak. Ünlü sanatçı, cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verilecek.</p><p><strong>"BU ÜLKENİN SESİ, SÖZÜ, TÜRKÜSÜYDÜ"</strong></p><p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı <strong>Ekrem İmamoğlu</strong>, hayatını kaybeden sanatçı Edip Akbayram için taziye mesajı paylaştı.</p><p>İmamoğlu, taziye mesajında "Çok kıymetli bir sanatçıyı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Bu ülkenin sesi, sözü, türküsüydü Edip Akbayram. Kendisine Allah’tan rahmet; ailesine ve sanat camiasına başsağlığı dilerim" ifadelerine yer verdi.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://img.medyaradar.net/rcman/Cw640h823q95gm/storage/files/images/2025/03/02/ekran-goruntusu-2025-03-02-21193-ahth.jpg" alt="Yoğun bakımda tedavi görüyordu...  Usta sanatçı Edip Akbayram'dan acı haber! - Resim : 3"></figure><p><strong>FETHULLAH GÜLEN'İN ÖDÜLÜNÜ REDDEDEN 11 SANATÇIDAN BİRİYDİ…</strong></p><p><strong>Sadece sanatçı kimliğiyle değil, ilkeli duruşuyla da hafızalarda yer eden Akbayram, yıllar boyunca Türkiye'nin bağımsızlığından, laiklikten, Cumhuriyet’ten ve Atatürk ilkelerinden ödün vermeden sanatını icra etti. Özellikle 1990’lı yıllarda, FETÖ yapılanmasının ülkemizde güç kazanmaya başladığı dönemlerde bile cemaatçi yapının tehlikesini gören aydınlardan biri oldu.</strong></p><p>Edip Akbayram, 2000 yılında Fethullah Gülen tarafından <strong>Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'</strong>ndan verilen ödülü reddeden 11 sanatçıdan biriydi.</p><p>Ödülün reddedilmesinin nedeni olarak "Bu Cumhuriyetin aydını olduğum için bu ödülü almadım" şeklinde bir açıklama yapmıştı.</p><p>Akbayram'ın yanı sıra ödülü reddeden diğer sanatçılar arasında <i><strong>Tarık Akan, Zeynep Berksoy, Erol Günaydın, Müjdat Gezen, Yıldız Kenter, Göksel Kortay, Mücap Ofluoğlu, Kemal Sunal, Ferhan Şensoy ve Macide Tanır</strong></i> bulunuyordu.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://img.medyaradar.net/rcman/Cw640h698q95gm/storage/files/images/2025/03/02/whatsapp-image-2025-03-02-at-20-8edr.jpg" alt="Yoğun bakımda tedavi görüyordu...  Usta sanatçı Edip Akbayram'dan acı haber! - Resim : 4"></figure><p><strong>EDİP AKBAYRAM KİMDİR</strong></p><p>Edip Akbayram 29 Aralık 1950'de Gaziantep'te doğdu. Henüz 9 aylıkken çocuk felcine yakalandı. Gaziantep Şahinbey Atatürk Lisesi'nden mezun oldu ve kendi orkestrasını kurdu.</p><p>1968 yılında liseyi bitirip İstanbul'a geldi. Lisede kurdukları orkestrada Pir Sultan Abdal'ın, Karacaoğlan'ın deyişleri üzerine yaptıkları besteleri çalıp söylemişlerdi.</p><p>İlk plağını da lise yıllarında yaptı: 'Kendim ettim kendim buldum'.</p><p>İlk plağını çıkardığı grubun adı Siyah Örümcekler'di. Plak, "Siyah Örümcekler-Gaziantep Orkestrası" ve "Edip Akbayram ve Siyah Örümcekler" başlıkları altında iki farklı baskıyla çıktı.</p><p>1972 yılında Aşık Veysel'in bir şiirinden esinlenerek gerçekleştirdiği ilk bestesi olan "Kükredi Çimenler" ile, Günaydın Gazetesi'nin yeniden düzenlemeye başladığı Altın Mikrofon yarışmasıyla yurt çapında üne kavuştu.</p><p>"Aldırma Gönül" ve "Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz" adlı şarkılarıyla satış rekorları kıran ve altın plak kazanan sanatçının çeşitli kuruluşlar tarafından verilen 250 kadar ödülü mevcuttur.</p><p>1974'te Dostlar Orkestrası'nı kurdu ve Anadolu rock müziğinin önde gelen isimlerinden biri oldu. 1981-1988 yılları arasında bestelerinin TRT'de çalınması yasaklandı.</p><p>1979 yılında Ayten hanımla evlenen sanatçının bu evliliğinden Ozan adında bir oğlu ve Türkü adında bir kızı var.</p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>97'incisi düzenlenen Oscar Ödülleri töreninde kazananlar belli oldu...</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/97incisi-duzenlenen-oscar-odulleri-toreninde-kazananlar-belli-oldu</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/97incisi-duzenlenen-oscar-odulleri-toreninde-kazananlar-belli-oldu/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Mon, 3 Mar 2025 08:44:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Sinema]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/97incisi-duzenlenen-oscar-odulleri-toreninde-kazananlar-belli-oldu</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/03/97incisi-duzenlenen-oscar-odulleri-toreninde-kazananlar-belli-oldu-67295.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Bu yıl 97'ncisi düzenlenen Oscar Ödülleri sahiplerini buldu. İsrailli Yuval Abraham ve Filistinli Basel Adra'nın Batı Şeria'daki ihlalleri anlattığı belgesel "No Other Land", En İyi Belgesel Oscar'ını kazandı. Filmin yönetmenlerinin ödül töreni konuşması geceye damga vurdu.</strong></i></p><p><strong>Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi</strong> tarafından 1929'dan bu yana verilen ve film dünyasının enlerinin seçildiği<strong> Oscar Ödülleri</strong>, Los Angeles'taki <strong>Dolby Theatre</strong>'da düzenlenen görkemli bir törenle sahiplerini buldu.</p><p><strong>Anora</strong>, En İyi Yönetmen ve <strong>En İyi Orijinal Senaryo Oscarlarını</strong> da alırken, <strong>En İyi Kadın Oyuncu Ödülü </strong>de aynı filmde rol olan <strong>Mikey Madison</strong>'a verildi.</p><p><strong>Brutalist</strong> filmindeki rolüyle <strong>Adrian Brody En İyi Erkek Oyuncu Ödülü</strong>'nü aldı.<strong> Brody</strong>, her iki adaylığında da bu ödülü almayı başaran ilk oyuncu oldu.</p><blockquote><p><strong>En İyi Sinematografi ve En İyi Film Müziği ödülleri de The Brutalist filmine gitti.</strong></p><p><strong>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülünü A Real Pain filmindeki rolüyle Kieran Culkin kazandı.</strong></p><p><strong>En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü ise Emilia Perez filmindeki rolüyle Zoe Saldaña'nun oldu.</strong></p><p><strong>En İyi Uyarlama Senaryo dalında Conclave ile Peter Straughan Oscar'a layık görüldü.</strong></p><p><strong>En İyi Animasyon dalında ödülü ise Letonya yapımı Flow aldı. En iyi kısa animasyon dalında ise ödül İran yapımı In the Shadow of the Cypress filminin oldu.</strong></p><p><strong>En İyi Özgün Şarkı Emilia Perez filminin El Mal şarkısı olurken, En İyi Prodüksiyon Tasarımı Ödülü Wicked filminin oldu.</strong></p><p><strong>En İyi Kısa Film Ödülünü Hollanda yapımı I am not a Robot aldı. En İyi Yabancı Film Oscar'ı da Brezilya yapımı I am Still Here filmine gitti.</strong></p><p><strong>En İyi Belgesel Oscar'ı No Other Land filmine verildi.</strong></p></blockquote><p>Batı Şeria’daki Filistinli topluluğun dramını anlatan <strong>“No Other Land” </strong>belgeseli, <strong>2024 Oscar Ödülleri</strong>’nde <strong>En İyi Uzun Belgesel</strong> dalında ödüle layık görüldü.</p><p>Filistinli <strong>Basel Adra</strong> ve İsrailli gazeteci <strong>Yuval Abraham</strong>'ın öncülüğünde hazırlanan yapım, Batı Şeria’daki <strong>Masafer Yatta</strong> topluluğunun sürgün sürecini anlatıyor.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250303085131-746931.jpg"></figure><p>Ödül töreninde konuşan Adra, belgeselin Filistinlilerin yıllardır maruz kaldığı acıyı ve direnişini anlattığını belirterek, <strong>"Başka Bir Ülke Yok" onlarca yıldır katlandığımız ve hala direndiğimiz acı gerçekliği yansıtıyor."</strong> dedi.</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/03/97incisi-duzenlenen-oscar-odulleri-toreninde-kazananlar-belli-oldu-67295.jpg" alt=""><p><i><strong>Bu yıl 97'ncisi düzenlenen Oscar Ödülleri sahiplerini buldu. İsrailli Yuval Abraham ve Filistinli Basel Adra'nın Batı Şeria'daki ihlalleri anlattığı belgesel "No Other Land", En İyi Belgesel Oscar'ını kazandı. Filmin yönetmenlerinin ödül töreni konuşması geceye damga vurdu.</strong></i></p><p><strong>Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi</strong> tarafından 1929'dan bu yana verilen ve film dünyasının enlerinin seçildiği<strong> Oscar Ödülleri</strong>, Los Angeles'taki <strong>Dolby Theatre</strong>'da düzenlenen görkemli bir törenle sahiplerini buldu.</p><p><strong>Anora</strong>, En İyi Yönetmen ve <strong>En İyi Orijinal Senaryo Oscarlarını</strong> da alırken, <strong>En İyi Kadın Oyuncu Ödülü </strong>de aynı filmde rol olan <strong>Mikey Madison</strong>'a verildi.</p><p><strong>Brutalist</strong> filmindeki rolüyle <strong>Adrian Brody En İyi Erkek Oyuncu Ödülü</strong>'nü aldı.<strong> Brody</strong>, her iki adaylığında da bu ödülü almayı başaran ilk oyuncu oldu.</p><blockquote><p><strong>En İyi Sinematografi ve En İyi Film Müziği ödülleri de The Brutalist filmine gitti.</strong></p><p><strong>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülünü A Real Pain filmindeki rolüyle Kieran Culkin kazandı.</strong></p><p><strong>En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü ise Emilia Perez filmindeki rolüyle Zoe Saldaña'nun oldu.</strong></p><p><strong>En İyi Uyarlama Senaryo dalında Conclave ile Peter Straughan Oscar'a layık görüldü.</strong></p><p><strong>En İyi Animasyon dalında ödülü ise Letonya yapımı Flow aldı. En iyi kısa animasyon dalında ise ödül İran yapımı In the Shadow of the Cypress filminin oldu.</strong></p><p><strong>En İyi Özgün Şarkı Emilia Perez filminin El Mal şarkısı olurken, En İyi Prodüksiyon Tasarımı Ödülü Wicked filminin oldu.</strong></p><p><strong>En İyi Kısa Film Ödülünü Hollanda yapımı I am not a Robot aldı. En İyi Yabancı Film Oscar'ı da Brezilya yapımı I am Still Here filmine gitti.</strong></p><p><strong>En İyi Belgesel Oscar'ı No Other Land filmine verildi.</strong></p></blockquote><p>Batı Şeria’daki Filistinli topluluğun dramını anlatan <strong>“No Other Land” </strong>belgeseli, <strong>2024 Oscar Ödülleri</strong>’nde <strong>En İyi Uzun Belgesel</strong> dalında ödüle layık görüldü.</p><p>Filistinli <strong>Basel Adra</strong> ve İsrailli gazeteci <strong>Yuval Abraham</strong>'ın öncülüğünde hazırlanan yapım, Batı Şeria’daki <strong>Masafer Yatta</strong> topluluğunun sürgün sürecini anlatıyor.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250303085131-746931.jpg"></figure><p>Ödül töreninde konuşan Adra, belgeselin Filistinlilerin yıllardır maruz kaldığı acıyı ve direnişini anlattığını belirterek, <strong>"Başka Bir Ülke Yok" onlarca yıldır katlandığımız ve hala direndiğimiz acı gerçekliği yansıtıyor."</strong> dedi.</p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>'Kamelyalı Kadın' balesi, 30 yıl sonra yeniden sanatseverlerle buluştu...</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/kamelyali-kadin-balesi-30-yil-sonra-yeniden-sanatseverlerle-bulustu</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/kamelyali-kadin-balesi-30-yil-sonra-yeniden-sanatseverlerle-bulustu/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Mon, 24 Feb 2025 11:03:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Tiyatro]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/kamelyali-kadin-balesi-30-yil-sonra-yeniden-sanatseverlerle-bulustu</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/kamelyali-kadin-balesi-30-yil-sonra-yeniden-sanatseverlerle-bulustu-38855.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Ankara’da 1995 yılında ‘Kamelyalı Kadın’ balesinde dans eden 17 sanatçı, 30 yıl sonra yine aynı eserin özgün yorumunda sanatseverlerle buluştu. Eser, ilk temsilinde kapalı gişe sahnelendi.</strong></i></p><p><strong>Ankara Devlet Opera ve Balesi</strong>’nin (ADOB) önceki gün ilk temsilini gerçekleştirdiği ‘Kamelyalı Kadın’ eseri, sahnelerde eşine az rastlanan bir duruma şahit oldu.</p><p>1995 yılında <strong>‘Kamelyalı Kadın’</strong> balesinde dans eden 17 sanatçı, 30 yıl sonra özgün yorumunda bir araya geldi. &nbsp;<strong>Marguerite Gautier ve Armand Duval’</strong>in tutkulu ama imkânsız aşkını, zarif dans adımları ve etkileyici bir müzik eşliğinde sahneye taşıyan Eser, seyirciden büyük ilgi görerek ilk temsilinde kapalı gişe sahnelendi.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250224110703-396295.jpg"></figure><p>Eserin koreografi ve librettosunda DOB Genel Müdür Yardımcısı <strong>Volkan Ersoy ve Armağan Davran</strong> imzası yer alırken, orkestra şefiliğini T<strong>olga Atalay Ün – Deniz Oliveira Erdinç</strong>, Koreograf asistanlıklarını da <strong>Ayşe Fidanlık - Sanem Subaygil</strong> üstleniyor. Müzik düzenlemesi ise <strong>Tolga Taviş</strong>’e ait. 1800’lü yılların büyüleyici Paris atmosferinin oluşturulmasının altında ise dekor tasarımcısı <strong>Savaş Camgöz</strong>, Kostüm Tasarımcısı <strong>Gazal Erten</strong> ve Işık Tasarımcısı <strong>Bülent Arslan</strong>’ın imzaları yer alıyor.</p><p>Hürriyet'ten Umut Erdem'in haberine göre, eserin <i><strong>Repetitörlerinde Sanem Subaygil - Burak Kayıhan - Mine Ersoy - Özge Ataman Bahardoğan, Repetitör Asistanı Güleycan Bilaloğlu, Bale Notatörü Aslı Öngören, Kondüviti ise Işınsu Yapıcı ve Zeren Topcu. Başrollerde ise Sultan Erol ve İlhan Durgut </strong></i>yer alıyor. Müziği, dansları, dekor ve kostümleri ile dikkat çeken eserde, seyircilere büyük bir sürpriz de yapıldı. 1995 yılında ADOB’un sahneye koyduğu Kamelyalı Kadın oyunundan 17 sanatçı, 30 yıl sonra yine bu eserin farklı bir yorumunda yerini aldı. Sanatçılardan kimisi sahne arkasında esere imzasını atarken, kimisi de yine sahnede dans etti. 17 sanatçıyı genel prova sırasında sahnede bir araya getirip görüntüledik. 1995’de <strong>‘Kamelyalı Kadın’</strong>da başrolde dans eden ve şu anda eserin koreograflığını üstlenen DOB Genel Müdür Yardımcısı balet Volkan Ersoy, “Yine bu ışıkların altında olmak en büyük heyecan verici duygu” değerlendirmesini yaptı.</p><figure class="media"><div data-oembed-url="https://x.com/sputnik_TR/status/1893480903789400097"><blockquote class="twitter-tweet"><a href="https://twitter.com/sputnik_TR/status/1893480903789400097?ref_src=twsrc%5Etfw">https://twitter.com/sputnik_TR/status/1893480903789400097</a></blockquote></div></figure><p><strong>İMKANSIZ AŞK…</strong></p><p><i><strong>Kamelyalı Kadın’da, Marguerite Gautier ve Armand Duval’in tutkulu ama imkânsız aşkı anlatılıyor.</strong></i></p><p><strong>30 YIL SONRA BİR ARADA…</strong></p><p>Sanatçılardan kimisi sahne arkasında esere imzasını atarken, kimisi de yine sahnede dans etti. 17 sanatçıyı genel prova sırasında sahnede bir araya getirip görüntüledik.</p><p><strong>KAPALI GİŞE SAHNELENDİ…</strong></p><p><i><strong>Alexandre Dumas’ın 1848’de 24 yaşında yazdığı ilk romanı ‘Kamelyalı Kadın’ı, Giuseppe Verdi’nin müzikleri eşliğinde baleye uyarlandı. Klasik balenin sevilen eserlerinden, iki perde olarak sahnelenen Kamelyalı Kadın, ihtişamlı kostümleri ve seyirciyi büyüleyen dekoruyla 30 yılın ardından ilk kez Ankara Devlet Opera ve Balesi Sahnesi’nde yer aldı.</strong></i></p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/kamelyali-kadin-balesi-30-yil-sonra-yeniden-sanatseverlerle-bulustu-38855.jpg" alt=""><p><i><strong>Ankara’da 1995 yılında ‘Kamelyalı Kadın’ balesinde dans eden 17 sanatçı, 30 yıl sonra yine aynı eserin özgün yorumunda sanatseverlerle buluştu. Eser, ilk temsilinde kapalı gişe sahnelendi.</strong></i></p><p><strong>Ankara Devlet Opera ve Balesi</strong>’nin (ADOB) önceki gün ilk temsilini gerçekleştirdiği ‘Kamelyalı Kadın’ eseri, sahnelerde eşine az rastlanan bir duruma şahit oldu.</p><p>1995 yılında <strong>‘Kamelyalı Kadın’</strong> balesinde dans eden 17 sanatçı, 30 yıl sonra özgün yorumunda bir araya geldi. &nbsp;<strong>Marguerite Gautier ve Armand Duval’</strong>in tutkulu ama imkânsız aşkını, zarif dans adımları ve etkileyici bir müzik eşliğinde sahneye taşıyan Eser, seyirciden büyük ilgi görerek ilk temsilinde kapalı gişe sahnelendi.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250224110703-396295.jpg"></figure><p>Eserin koreografi ve librettosunda DOB Genel Müdür Yardımcısı <strong>Volkan Ersoy ve Armağan Davran</strong> imzası yer alırken, orkestra şefiliğini T<strong>olga Atalay Ün – Deniz Oliveira Erdinç</strong>, Koreograf asistanlıklarını da <strong>Ayşe Fidanlık - Sanem Subaygil</strong> üstleniyor. Müzik düzenlemesi ise <strong>Tolga Taviş</strong>’e ait. 1800’lü yılların büyüleyici Paris atmosferinin oluşturulmasının altında ise dekor tasarımcısı <strong>Savaş Camgöz</strong>, Kostüm Tasarımcısı <strong>Gazal Erten</strong> ve Işık Tasarımcısı <strong>Bülent Arslan</strong>’ın imzaları yer alıyor.</p><p>Hürriyet'ten Umut Erdem'in haberine göre, eserin <i><strong>Repetitörlerinde Sanem Subaygil - Burak Kayıhan - Mine Ersoy - Özge Ataman Bahardoğan, Repetitör Asistanı Güleycan Bilaloğlu, Bale Notatörü Aslı Öngören, Kondüviti ise Işınsu Yapıcı ve Zeren Topcu. Başrollerde ise Sultan Erol ve İlhan Durgut </strong></i>yer alıyor. Müziği, dansları, dekor ve kostümleri ile dikkat çeken eserde, seyircilere büyük bir sürpriz de yapıldı. 1995 yılında ADOB’un sahneye koyduğu Kamelyalı Kadın oyunundan 17 sanatçı, 30 yıl sonra yine bu eserin farklı bir yorumunda yerini aldı. Sanatçılardan kimisi sahne arkasında esere imzasını atarken, kimisi de yine sahnede dans etti. 17 sanatçıyı genel prova sırasında sahnede bir araya getirip görüntüledik. 1995’de <strong>‘Kamelyalı Kadın’</strong>da başrolde dans eden ve şu anda eserin koreograflığını üstlenen DOB Genel Müdür Yardımcısı balet Volkan Ersoy, “Yine bu ışıkların altında olmak en büyük heyecan verici duygu” değerlendirmesini yaptı.</p><figure class="media"><div data-oembed-url="https://x.com/sputnik_TR/status/1893480903789400097"><blockquote class="twitter-tweet"><a href="https://twitter.com/sputnik_TR/status/1893480903789400097?ref_src=twsrc%5Etfw">https://twitter.com/sputnik_TR/status/1893480903789400097</a></blockquote></div></figure><p><strong>İMKANSIZ AŞK…</strong></p><p><i><strong>Kamelyalı Kadın’da, Marguerite Gautier ve Armand Duval’in tutkulu ama imkânsız aşkı anlatılıyor.</strong></i></p><p><strong>30 YIL SONRA BİR ARADA…</strong></p><p>Sanatçılardan kimisi sahne arkasında esere imzasını atarken, kimisi de yine sahnede dans etti. 17 sanatçıyı genel prova sırasında sahnede bir araya getirip görüntüledik.</p><p><strong>KAPALI GİŞE SAHNELENDİ…</strong></p><p><i><strong>Alexandre Dumas’ın 1848’de 24 yaşında yazdığı ilk romanı ‘Kamelyalı Kadın’ı, Giuseppe Verdi’nin müzikleri eşliğinde baleye uyarlandı. Klasik balenin sevilen eserlerinden, iki perde olarak sahnelenen Kamelyalı Kadın, ihtişamlı kostümleri ve seyirciyi büyüleyen dekoruyla 30 yılın ardından ilk kez Ankara Devlet Opera ve Balesi Sahnesi’nde yer aldı.</strong></i></p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>Berlinale 2025... Türk yönetmene Berlinale’de ödül! 'Hysteria' beğeni topladı..!</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/berlinale-2025-turk-yonetmene-berlinalede-odul-hysteria-begeni-topladi</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/berlinale-2025-turk-yonetmene-berlinalede-odul-hysteria-begeni-topladi/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Mon, 24 Feb 2025 08:35:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Sinema]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/berlinale-2025-turk-yonetmene-berlinalede-odul-hysteria-begeni-topladi</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/berlinale-2025-turk-yonetmene-berlinalede-odul-hysteria-begeni-topladi-40328.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Berlinale olarak da bilinen 75. Berlin Film Festivali’nde kazananlar belli oldu. Almanya’nın başşehri Berlin’de düzenlenen festivalin ödülleri, önceki gece yapılan törenle sahiplerini buldu.</strong></i></p><p><i><strong>Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen 75’inci Uluslararası Berlin Film Festivali (Berlinale), dün gece düzenlenen ödül töreniyle sona verdi. ‘Altın Ayı’ ödülünün sahibi ‘Drommer’ filmi oldu. Ödülü, Norveçli yönetmen ve senarist Dag Johan Haugerud ile filmin yapımcıları Yngve Saether ve Hege Hauff Hvattumo aldı.</strong></i></p><p>Faaliyetin en büyük mükâfatı olan <strong>“Altın Ayı”,</strong> Norveçli yönetmen ve senarist <strong>Dag Johan Haugerud’un “Drommer”</strong> adlı aykırı filmine verildi. <strong>“Gümüş Ayı Jüri Ödülü”</strong>ne ise yönetmen Gabriel Mascaro’nun <strong>“The Blue Trail”</strong> filmi layık görüldü.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250224084229-477869.jpg"></figure><p>Festivalde Türk yönetmen Mehmet Akif Büyükatalay’ın <strong>“Hysteria”</strong> filmi ise yarıştığı <strong>“Panaroma” </strong>bölümünde ödül kazandı. Başrollerini <strong>Devrim Lingnau, Mehdi Meskar, Aziz Çapkurt, Nicolette Krebitz ve Serkan Kaya</strong>’nın paylaştığı fi lme <strong>“Europa Cinemas Label Ödülü’ </strong>verildi. Gerilim janrındaki eser, bir fi lm setinde materyallerinin ortadan kaybolmasıyla kaosa sürüklenen sinemacıların hikâyesini merkezine alıyor.</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/berlinale-2025-turk-yonetmene-berlinalede-odul-hysteria-begeni-topladi-40328.jpg" alt=""><p><i><strong>Berlinale olarak da bilinen 75. Berlin Film Festivali’nde kazananlar belli oldu. Almanya’nın başşehri Berlin’de düzenlenen festivalin ödülleri, önceki gece yapılan törenle sahiplerini buldu.</strong></i></p><p><i><strong>Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen 75’inci Uluslararası Berlin Film Festivali (Berlinale), dün gece düzenlenen ödül töreniyle sona verdi. ‘Altın Ayı’ ödülünün sahibi ‘Drommer’ filmi oldu. Ödülü, Norveçli yönetmen ve senarist Dag Johan Haugerud ile filmin yapımcıları Yngve Saether ve Hege Hauff Hvattumo aldı.</strong></i></p><p>Faaliyetin en büyük mükâfatı olan <strong>“Altın Ayı”,</strong> Norveçli yönetmen ve senarist <strong>Dag Johan Haugerud’un “Drommer”</strong> adlı aykırı filmine verildi. <strong>“Gümüş Ayı Jüri Ödülü”</strong>ne ise yönetmen Gabriel Mascaro’nun <strong>“The Blue Trail”</strong> filmi layık görüldü.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250224084229-477869.jpg"></figure><p>Festivalde Türk yönetmen Mehmet Akif Büyükatalay’ın <strong>“Hysteria”</strong> filmi ise yarıştığı <strong>“Panaroma” </strong>bölümünde ödül kazandı. Başrollerini <strong>Devrim Lingnau, Mehdi Meskar, Aziz Çapkurt, Nicolette Krebitz ve Serkan Kaya</strong>’nın paylaştığı fi lme <strong>“Europa Cinemas Label Ödülü’ </strong>verildi. Gerilim janrındaki eser, bir fi lm setinde materyallerinin ortadan kaybolmasıyla kaosa sürüklenen sinemacıların hikâyesini merkezine alıyor.</p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>Troçki'nin St. Petersburg'da kaldığı Kresty Hapishanesi, açık artırmada satıldı...</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/trockinin-st-petersburgda-kaldigi-kresty-hapishanesi-acik-artirmada-satildi</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/trockinin-st-petersburgda-kaldigi-kresty-hapishanesi-acik-artirmada-satildi/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 15:18:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Yaşam]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/trockinin-st-petersburgda-kaldigi-kresty-hapishanesi-acik-artirmada-satildi</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/trockinin-st-petersburgda-kaldigi-kresty-hapishanesi-acik-artirmada-satildi-20250222152729.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Rusya’nın St. Petersburg kentinde 19’uncu yüzyılda inşa edilen Leon Troçki dahil birçok muhalifin tutulduğu Kresty Hapishane kompleksi, açık artırmada 449.5 milyon TL’ye KVS grubuna satıldı.</strong></i></p><p>2015 yılında yapımı tamamlanan ve şimdilerde KVS grubuna satılan <strong>Kresty Hapishanesinin </strong>içinde müze, otel, restoranlar, galeriler, açık alanlar bulunan turistik bir tesise dönüştürüleceği bildirildi.</p><p>Sovyet döneminde politikacıların kaldığı Rusya’nın ünlü <strong>Kresty Hapishanesinin</strong> yerini alması için inşa edilen ve Avrupa’nın en büyük hapishanesi olma özelliği taşıyan <strong>Kresty-2 Hapishanesi</strong>’nin inşaatı 2015 yılında tamamlanmış ve ilk ‘misafirlerini’ 2016 yılında ağırlamıştı.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250222152256-737866.jpg"></figure><p>İşte yapımı yıllar evvel tamamlandıktan sonra Kresty hapishanesinin içinde barındırdığı bazı özellikler…</p><p><strong>YERDEN ISITMALI, YÜRÜYEN MERDİVENLİ HAPİSHANE</strong></p><p>Yapımı <strong>115 milyon İngiliz Pound</strong>’una (<i><strong>5 milyar 306 milyon TL</strong></i>) mal olan hapishane, barındırdığı özelliklerinden dolayı <i><strong>“5 yıldızlı hapishane”</strong></i> diye anılıyor.</p><p>Mahkumların yürüdüğü koridorların yerden ısıtmalı olduğu hapishanede bir ‘dövüş odası’ ve sauna yer aldı. Hapishane içinde sadece görevlilerin kullanabileceği bir de atış poligonu vardı.</p><p>Hapishanede ayrıca bir Ortodoks kilisesi, bir hastane, bir konser salonu ve hatta bir de müze bulunuyordu. Ayrıca Rusya’nın, koridorlarında yürüyen merdiven bulunan ilk hapishanesi olma özelliğini taşıyor.</p><p><strong>KALİTELİ YEMEKLER</strong></p><p>Tutuklu ya da mahkumlar, yemeklerini bulundukları koğuş ya da hücrelerde yiyordu. Mahkumlara kapıda açılan bir delikten bir havayollarının ekonomi sınıfı ayarında yemek veriliyordu.</p><p>Toplamda 35 hektar alana kurulu olan hapishanenin ana fonksiyonlarından birinin ise yargılanmayı bekleyenlerin de kalacağı bir tutukluluk merkezi olması planlanmıştı. Hapishaneye ulaşım için bir de metro hattı kurulmuştu.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250222152156-584517.jpg"></figure><p><strong>TEHLİKELİLERE AYRI HÜCRE</strong></p><p>Hapishanede 2 farklı sınıfta tutuklu bulundu. 250 ila 400 arasındaki mahkumun, “ev hizmetçileri” olarak çalışmak gibi bir ayrıcalığı olurken bu kişiler aynı zamanda farklı koğuşlarda kalabiliyordu.</p><p>Hapishanedeki tutuklulara ayrıca kendi elbiselerini giymelerine izin veriliyordu. Rusya’nın en modern hapishanesinde 216 cezalandırma hücresi ve en tehlikeli mahkumlar için ayrı hücreler yer aldı.</p><p>Hapishanenin ilk sakinleri, 2016 yılında geldi ancak hapishane tam fonksiyonla çalışmaya başlaması için 43 milyon poundluk daha harcama yapılması gerekiyordu.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250222152700-765717.jpg"></figure><p><strong>TROÇKİ DE BURADA KALMIŞTI</strong></p><p>Yeni hapishanenin yerini alacak olduğu St. Petersburg’un ünlü Kresty hapishanesinde kalan isimler arasında Bolşevik siyasetçi, devrimci ve Marksist teorisyen Leon Troçki de bulunuyor. Hapishane Bolşevik Devrimi’nde Lenin’in devirdiği Rus hükümetinin üyelerini de ağırlamıştı.</p><p><strong>BASTİLLE GİBİ BASKINA UĞRADI</strong></p><p>Kuruluşu 1730’lu yıllara kadar uzanan eski Kresty hapishanesinde, Çar III. Aleksandr döneminde Anthony Tomishko tarafından restore edilmişti. Şehir efsanelerine göre Tomishko’nun hayaletinin hala hapishane duvarları arasında dolaştığına inanılıyor.</p><p>Kresty hapishanesi, 1917’deki Bolşevik Devrimi’nde Fransız Devrimi’nde Bastille hapishanesine olduğu gibi baskına uğramıştı. 1990’lı yılların ortalarında ise hapishanede bir ara 12 bin 500 dolayında tutuklu yaşadığı anlatılıyor.</p><p>Rusya’nın insan hakları ombudsmanı Vladimir Lukin, Wikileaks belgelerinde yer aldığı belirtilen ifadelerine göre 2008’de Kresty hapishanesine yaptığı ziyarette “hapishanedeki hastanenin yetersiz olduğunu ve bazı mahkumların bu durumu protesto etmek için tıraş bıçaklarıyla bileklerini kestiklerini” söylemişti.</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/trockinin-st-petersburgda-kaldigi-kresty-hapishanesi-acik-artirmada-satildi-20250222152729.jpg" alt=""><p><i><strong>Rusya’nın St. Petersburg kentinde 19’uncu yüzyılda inşa edilen Leon Troçki dahil birçok muhalifin tutulduğu Kresty Hapishane kompleksi, açık artırmada 449.5 milyon TL’ye KVS grubuna satıldı.</strong></i></p><p>2015 yılında yapımı tamamlanan ve şimdilerde KVS grubuna satılan <strong>Kresty Hapishanesinin </strong>içinde müze, otel, restoranlar, galeriler, açık alanlar bulunan turistik bir tesise dönüştürüleceği bildirildi.</p><p>Sovyet döneminde politikacıların kaldığı Rusya’nın ünlü <strong>Kresty Hapishanesinin</strong> yerini alması için inşa edilen ve Avrupa’nın en büyük hapishanesi olma özelliği taşıyan <strong>Kresty-2 Hapishanesi</strong>’nin inşaatı 2015 yılında tamamlanmış ve ilk ‘misafirlerini’ 2016 yılında ağırlamıştı.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250222152256-737866.jpg"></figure><p>İşte yapımı yıllar evvel tamamlandıktan sonra Kresty hapishanesinin içinde barındırdığı bazı özellikler…</p><p><strong>YERDEN ISITMALI, YÜRÜYEN MERDİVENLİ HAPİSHANE</strong></p><p>Yapımı <strong>115 milyon İngiliz Pound</strong>’una (<i><strong>5 milyar 306 milyon TL</strong></i>) mal olan hapishane, barındırdığı özelliklerinden dolayı <i><strong>“5 yıldızlı hapishane”</strong></i> diye anılıyor.</p><p>Mahkumların yürüdüğü koridorların yerden ısıtmalı olduğu hapishanede bir ‘dövüş odası’ ve sauna yer aldı. Hapishane içinde sadece görevlilerin kullanabileceği bir de atış poligonu vardı.</p><p>Hapishanede ayrıca bir Ortodoks kilisesi, bir hastane, bir konser salonu ve hatta bir de müze bulunuyordu. Ayrıca Rusya’nın, koridorlarında yürüyen merdiven bulunan ilk hapishanesi olma özelliğini taşıyor.</p><p><strong>KALİTELİ YEMEKLER</strong></p><p>Tutuklu ya da mahkumlar, yemeklerini bulundukları koğuş ya da hücrelerde yiyordu. Mahkumlara kapıda açılan bir delikten bir havayollarının ekonomi sınıfı ayarında yemek veriliyordu.</p><p>Toplamda 35 hektar alana kurulu olan hapishanenin ana fonksiyonlarından birinin ise yargılanmayı bekleyenlerin de kalacağı bir tutukluluk merkezi olması planlanmıştı. Hapishaneye ulaşım için bir de metro hattı kurulmuştu.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250222152156-584517.jpg"></figure><p><strong>TEHLİKELİLERE AYRI HÜCRE</strong></p><p>Hapishanede 2 farklı sınıfta tutuklu bulundu. 250 ila 400 arasındaki mahkumun, “ev hizmetçileri” olarak çalışmak gibi bir ayrıcalığı olurken bu kişiler aynı zamanda farklı koğuşlarda kalabiliyordu.</p><p>Hapishanedeki tutuklulara ayrıca kendi elbiselerini giymelerine izin veriliyordu. Rusya’nın en modern hapishanesinde 216 cezalandırma hücresi ve en tehlikeli mahkumlar için ayrı hücreler yer aldı.</p><p>Hapishanenin ilk sakinleri, 2016 yılında geldi ancak hapishane tam fonksiyonla çalışmaya başlaması için 43 milyon poundluk daha harcama yapılması gerekiyordu.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250222152700-765717.jpg"></figure><p><strong>TROÇKİ DE BURADA KALMIŞTI</strong></p><p>Yeni hapishanenin yerini alacak olduğu St. Petersburg’un ünlü Kresty hapishanesinde kalan isimler arasında Bolşevik siyasetçi, devrimci ve Marksist teorisyen Leon Troçki de bulunuyor. Hapishane Bolşevik Devrimi’nde Lenin’in devirdiği Rus hükümetinin üyelerini de ağırlamıştı.</p><p><strong>BASTİLLE GİBİ BASKINA UĞRADI</strong></p><p>Kuruluşu 1730’lu yıllara kadar uzanan eski Kresty hapishanesinde, Çar III. Aleksandr döneminde Anthony Tomishko tarafından restore edilmişti. Şehir efsanelerine göre Tomishko’nun hayaletinin hala hapishane duvarları arasında dolaştığına inanılıyor.</p><p>Kresty hapishanesi, 1917’deki Bolşevik Devrimi’nde Fransız Devrimi’nde Bastille hapishanesine olduğu gibi baskına uğramıştı. 1990’lı yılların ortalarında ise hapishanede bir ara 12 bin 500 dolayında tutuklu yaşadığı anlatılıyor.</p><p>Rusya’nın insan hakları ombudsmanı Vladimir Lukin, Wikileaks belgelerinde yer aldığı belirtilen ifadelerine göre 2008’de Kresty hapishanesine yaptığı ziyarette “hapishanedeki hastanenin yetersiz olduğunu ve bazı mahkumların bu durumu protesto etmek için tıraş bıçaklarıyla bileklerini kestiklerini” söylemişti.</p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>Çin yapımı 'Ne Zha 2' animasyon filmi tüm rekorları altüst etti...</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/cin-yapimi-ne-zha-2-animasyon-filmi-tum-rekorlari-altust-etti</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/cin-yapimi-ne-zha-2-animasyon-filmi-tum-rekorlari-altust-etti/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Wed, 19 Feb 2025 09:57:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Sinema]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/cin-yapimi-ne-zha-2-animasyon-filmi-tum-rekorlari-altust-etti</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/cin-yapimi-ne-zha-2-animasyon-filmi-tum-rekorlari-altust-etti-24033.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Çin gişesi, Ay Yeni Yılı sonrası güçlü kalmaya devam ederken, Ne Zha 2 tarihi başarısını sürdürüyor.</strong></i></p><p><strong>Artisan Gateway</strong>'in verilerine göre, gişede fırtına gibi esen animasyon, 14-16 Şubat'ta 275,3 milyon dolar hasılat elde ederek toplam kazancını 1.64 milyar dolara çıkardı.</p><p><strong>Aslan Kral'ı geçmeye hazırlanıyor</strong></p><p>Yalnızca gişeye hükmetmekle kalmayan film, IMAX rekorlarını da yeniden yazıyor. <strong>Ne Zha 2</strong>, hafta sonu Çin'deki <strong>IMAX hasılatına 22 milyon dolar </strong>katkıda bulunarak bir önceki hafta sonuna göre yüzde 21'lik bir artış sağladı.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250219100309-763763.jpg"></figure><p>Yönetmen <strong>Yu Yang </strong>imzalı film, pazartesi itibarıyla <strong>IMAX'te 106 milyon dolar</strong> kazanç elde ederek, Çin'de tüm zamanların en yüksek IMAX hasılatına ulaşan film oldu. Devam filmi böylece <strong>Avengers: Endgame'in 83.5 milyon dolarlık rekorunu</strong> da geride bıraktı.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250219100045-187889.jpg"></figure><p><strong>Ne Zha 2</strong>, tüm zamanların en yüksek hasılat elde eden filmleri listesinde <strong>Aslan Kral</strong>'ı (The Lion King) geçmeye hazırlanıyor.</p><p>Halihazırda 1,69 milyar dolarlık gişe hasılatına sahip <strong>Ters Yüz 2</strong>'nin (Inside Out 2) ardından en çok kazanan ikinci animasyon konumunda. Üstelik Ne Zha 2'nin küresel gösterimi yeni başlıyor. Bu da filmin, tüm zamanların en çok izlenen yapımları arasındaki yükselişine devam edeceğini gösteriyor.</p><p><i><strong>İlk Ne Zha, 2019'da 699,3 milyon dolarlık performansıyla Çin'in en çok kazanan animasyon filmi olmuştu.</strong></i></p><p><strong>"Çin'in bugüne kadar ürettiği en yüksek animasyon kalitesine sahip"</strong></p><p><strong>IMAX China</strong>'nın CEO'su Daniel Manwaring, ABD'de vizyona girmesiyle birlikte <strong>Ne Zha 2</strong>'nin benzeri görülmemiş gişe başarısını değerlendirdi.</p><p>Puck'tan<strong> Scott Mendelson</strong>'la yaptığı röportajda Manwaring, <strong>Ne Zha 2'</strong>nin Çin'de nasıl bu kadar popüler hale geldiğini şu sözlerle açıkladı:</p><p>Filmde kahkaha var, muhteşem aksiyon sahneleri var ve Çin'in bugüne kadar ürettiği en yüksek animasyon kalitesine sahip. Her yaş grubuna hitap ediyor. Ayrıca, Çin filmlerinde genellikle seyirciye bir şeyler öğretmeye yönelik, epey doğrudan mesajlar veren yapımlarla karşılaşıyoruz. Ne Zha 2 ise bundan tamamen uzak.</p><p>2019 yapımı Ne Zha'nın devam filmi olan fantastik macera, ana karakter <strong>Ne Zha</strong> ve arkadaşı Ao Bing'in aynı bedeni paylaşmak zorunda kalmasını ve Kutsal Lotus'u geri getirmek için verdikleri mücadeleyi konu alıyor.</p><figure class="media"><div data-oembed-url="https://www.youtube.com/watch?v=nsXQijb0F4I"><div></div></div></figure><p><br><strong>Kaynak: </strong><a target="_blank" rel="noopener noreferrer" href="https://www.indyturk.com/node/754014/k%C3%BClt%C3%BCr/%C3%A7in-yap%C4%B1m%C4%B1-animasyon-t%C3%BCm-rekorlar%C4%B1-alt%C3%BCst-etti"><span><strong>Independent Türkçe</strong></span></a></p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/cin-yapimi-ne-zha-2-animasyon-filmi-tum-rekorlari-altust-etti-24033.jpg" alt=""><p><i><strong>Çin gişesi, Ay Yeni Yılı sonrası güçlü kalmaya devam ederken, Ne Zha 2 tarihi başarısını sürdürüyor.</strong></i></p><p><strong>Artisan Gateway</strong>'in verilerine göre, gişede fırtına gibi esen animasyon, 14-16 Şubat'ta 275,3 milyon dolar hasılat elde ederek toplam kazancını 1.64 milyar dolara çıkardı.</p><p><strong>Aslan Kral'ı geçmeye hazırlanıyor</strong></p><p>Yalnızca gişeye hükmetmekle kalmayan film, IMAX rekorlarını da yeniden yazıyor. <strong>Ne Zha 2</strong>, hafta sonu Çin'deki <strong>IMAX hasılatına 22 milyon dolar </strong>katkıda bulunarak bir önceki hafta sonuna göre yüzde 21'lik bir artış sağladı.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250219100309-763763.jpg"></figure><p>Yönetmen <strong>Yu Yang </strong>imzalı film, pazartesi itibarıyla <strong>IMAX'te 106 milyon dolar</strong> kazanç elde ederek, Çin'de tüm zamanların en yüksek IMAX hasılatına ulaşan film oldu. Devam filmi böylece <strong>Avengers: Endgame'in 83.5 milyon dolarlık rekorunu</strong> da geride bıraktı.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250219100045-187889.jpg"></figure><p><strong>Ne Zha 2</strong>, tüm zamanların en yüksek hasılat elde eden filmleri listesinde <strong>Aslan Kral</strong>'ı (The Lion King) geçmeye hazırlanıyor.</p><p>Halihazırda 1,69 milyar dolarlık gişe hasılatına sahip <strong>Ters Yüz 2</strong>'nin (Inside Out 2) ardından en çok kazanan ikinci animasyon konumunda. Üstelik Ne Zha 2'nin küresel gösterimi yeni başlıyor. Bu da filmin, tüm zamanların en çok izlenen yapımları arasındaki yükselişine devam edeceğini gösteriyor.</p><p><i><strong>İlk Ne Zha, 2019'da 699,3 milyon dolarlık performansıyla Çin'in en çok kazanan animasyon filmi olmuştu.</strong></i></p><p><strong>"Çin'in bugüne kadar ürettiği en yüksek animasyon kalitesine sahip"</strong></p><p><strong>IMAX China</strong>'nın CEO'su Daniel Manwaring, ABD'de vizyona girmesiyle birlikte <strong>Ne Zha 2</strong>'nin benzeri görülmemiş gişe başarısını değerlendirdi.</p><p>Puck'tan<strong> Scott Mendelson</strong>'la yaptığı röportajda Manwaring, <strong>Ne Zha 2'</strong>nin Çin'de nasıl bu kadar popüler hale geldiğini şu sözlerle açıkladı:</p><p>Filmde kahkaha var, muhteşem aksiyon sahneleri var ve Çin'in bugüne kadar ürettiği en yüksek animasyon kalitesine sahip. Her yaş grubuna hitap ediyor. Ayrıca, Çin filmlerinde genellikle seyirciye bir şeyler öğretmeye yönelik, epey doğrudan mesajlar veren yapımlarla karşılaşıyoruz. Ne Zha 2 ise bundan tamamen uzak.</p><p>2019 yapımı Ne Zha'nın devam filmi olan fantastik macera, ana karakter <strong>Ne Zha</strong> ve arkadaşı Ao Bing'in aynı bedeni paylaşmak zorunda kalmasını ve Kutsal Lotus'u geri getirmek için verdikleri mücadeleyi konu alıyor.</p><figure class="media"><div data-oembed-url="https://www.youtube.com/watch?v=nsXQijb0F4I"><div></div></div></figure><p><br><strong>Kaynak: </strong><a target="_blank" rel="noopener noreferrer" href="https://www.indyturk.com/node/754014/k%C3%BClt%C3%BCr/%C3%A7in-yap%C4%B1m%C4%B1-animasyon-t%C3%BCm-rekorlar%C4%B1-alt%C3%BCst-etti"><span><strong>Independent Türkçe</strong></span></a></p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>Hakan Taşıyan 'Müslüm Gürses'in şarkılarını yeniden yorumlanacak...</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/hakan-tasiyan-muslum-gursesin-sarkilarini-yeniden-yorumlanacak</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/hakan-tasiyan-muslum-gursesin-sarkilarini-yeniden-yorumlanacak/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Sat, 15 Feb 2025 11:43:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Müzik]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/hakan-tasiyan-muslum-gursesin-sarkilarini-yeniden-yorumlanacak</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/hakan-tasiyan-muslum-gursesin-sarkilarini-yeniden-yorumlanacak-46118.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Müslüm Gürses'in şarkıları, Hakan Taşıyan'ın yorumu ve Musa Göçmen Senfoni Orkestrası'nın düzenlemesiyle dinleyicilerle buluşacak.</strong></i></p><p>Arabesk müziğin unutulmaz ismi <strong>Müslüm Gürses</strong>'in sevilen şarkıları, <strong>17 Şubat'ta "İtirazım Var Senfonik Müslüm Şarkıları" </strong>konserinde dinleyicilerle buluşacak.</p><p><strong>ATO Congresium Kongre ve Sergi Merkezi'</strong>nde düzenlenecek konserde <strong>Taşıyan</strong>, arabeskin babası olarak anılan <strong>Müslüm Gürses</strong>'in hafızalara kazınan şarkılarını kendi yorumuyla seslendirecek.</p><p><strong>"İtirazım Var"</strong> şarkısıyla başlayacak konserde <strong>Musa Göçmen</strong> yönetimindeki senfoni orkestrası da sahne alacak.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250215115046-489538.jpg"></figure><p><strong>"BENİ KENDİNE TABİ ETTİ"</strong></p><p>Sanatçı <strong>Hakan Taşıyan</strong>, konser öncesi yaptığı açıklamada, müzik hayatında <strong>Müslüm Gürses</strong>'in farklı bir yer tuttuğunu belirtti.</p><p>Şarkılarını dinleyerek büyüdüğü Gürses'in kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını dile getiren <strong>Taşıyan</strong>, <i><strong>"Sahne aldığım zamanlar hep Müslüm abiyle geçti, ister istemez gönlüme işledi. Öyle güzel şarkılar söyledi ki, beni kendine tabi etti." </strong></i>diye konuştu.</p><p>Arabeskin, müziğin<strong> "özü"</strong> olduğunu, insanların zamanla <strong>Gürses</strong>'in şarkılarını daha iyi anladığını ifade eden <strong>Taşıyan</strong>, Gürses'in her çağda gönülleri fethetmeye devam ettiğini söyledi.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250215115225-541831.jpg"></figure><p><strong>"TÜRKİYE TURNESİ YAPACAKTIK AMA KISMET OLMADI"</strong><br>Projenin kendisini heyecanlandırdığını, bir müzisyen olarak bu proje içinde yer almaktan mutlu olduğunu belirten Taşıyan, şunları kaydetti:</p><blockquote><p><strong>"Müslüm abiyle 1998 yılında Türkiye turnesi yapacaktık ama kısmet olmadı. Şu an kendisi yok ama bu projeyle onu anıyoruz. Konser, Müslüm Gürses'in 'İtirazım Var' şarkısıyla başlayacak. Ben, senfoni orkestrası ve Müslüm abi şarkıları dinleyicilere çok farklı yansıyacak. İnşallah ilerleyen günlerde diğer şehirlerde de sevdiklerimizle beraber olacağız."</strong></p></blockquote><p><strong>"BÜYÜK PAY MÜSLÜM GÜRSES'İN"</strong><br><strong>Orkestra şefi Musa Göçmen</strong> de 17 Şubat'ta, Gürses'in sevilen şarkılarının senfoni orkestrası eşliğinde yeniden yorumlanacağını söyledi.</p><p><strong>Arabesk ve senfoni orkestrasını</strong> bir araya getirmenin kendileri için farklı bir anlam ifade ettiğini belirten <strong>Göçmen</strong>, <i><strong>"Arabesk ve senfoni, iki zıt kutup gibi algılanan müzik tarzını aynı potada birleştirip yepyeni bir renkle sunmak gibi. Buradaki büyük pay doğal olarak Müslüm Gürses'in. Bu iki zıt kutup ne kadar birleşmeyecek gibi düşünülse de aslında Müslüm Gürses, yaşamının son dönemlerinde öyle birleştirici güç oldu ki onun duygusal yapısı seyirciye heyecanla geçti."</strong></i> diye konuştu.</p><p><strong>Taşıyan</strong> ile yaklaşık bir yıldır bu projenin üzerinde çalıştıklarını aktaran <strong>Göçmen</strong>, <i><strong>"Türkiye'de bu eserleri kim seslendirsin?" dediğimizde akla gelen ilk isim olan Hakan Taşıyan ile bunu yapmak, seyircide bambaşka bir heyecan yarattı."</strong></i> dedi.</p><p>Projenin hazırlık sürecine de değinen <strong>Göçmen</strong>, Gürses'in şarkılarını, senfoni orkestrasına uyarlamanın kolay olmadığını vurguladı.</p><p><strong>"ORADA BERABER OLDUĞUNUZU HİSSEDİYORSUNUZ"</strong><br><i><strong>Gürses'le yıllar önce stüdyoda karşılaştığını ve kayıt esnasında çıplak sesinden çok etkilendiğini anlatan Göçmen, bu projeyle Gürses'i yad edeceklerini belirterek, şunları kaydetti:</strong></i></p><blockquote><p><strong>"Zaman içerisinde değerler hayatlarını tamamlıyor ama sanatçılar, anıldığı, şarkıları söylendiği sürece yaşamaya, var olmaya devam ediyor. Konserde, onun sanatsal ruhunun bir şekilde oraya geldiğini ve orada beraber olduğunuzu hissediyorsunuz. Binlerce kişi hep bir ağızdan onun şarkısını söylüyor, binlerce kişi o anı yaşıyor. Binlerce kişi belki daha önceden konserlerini izlemiş, başka bir topluluk tarafından da başka bir yorumla dinleniyor olması o kişilerin hepsini etkiliyor. 'Bir sanatçı için bundan güzel dua mı olur?' diyorum."</strong></p></blockquote>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/hakan-tasiyan-muslum-gursesin-sarkilarini-yeniden-yorumlanacak-46118.jpg" alt=""><p><i><strong>Müslüm Gürses'in şarkıları, Hakan Taşıyan'ın yorumu ve Musa Göçmen Senfoni Orkestrası'nın düzenlemesiyle dinleyicilerle buluşacak.</strong></i></p><p>Arabesk müziğin unutulmaz ismi <strong>Müslüm Gürses</strong>'in sevilen şarkıları, <strong>17 Şubat'ta "İtirazım Var Senfonik Müslüm Şarkıları" </strong>konserinde dinleyicilerle buluşacak.</p><p><strong>ATO Congresium Kongre ve Sergi Merkezi'</strong>nde düzenlenecek konserde <strong>Taşıyan</strong>, arabeskin babası olarak anılan <strong>Müslüm Gürses</strong>'in hafızalara kazınan şarkılarını kendi yorumuyla seslendirecek.</p><p><strong>"İtirazım Var"</strong> şarkısıyla başlayacak konserde <strong>Musa Göçmen</strong> yönetimindeki senfoni orkestrası da sahne alacak.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250215115046-489538.jpg"></figure><p><strong>"BENİ KENDİNE TABİ ETTİ"</strong></p><p>Sanatçı <strong>Hakan Taşıyan</strong>, konser öncesi yaptığı açıklamada, müzik hayatında <strong>Müslüm Gürses</strong>'in farklı bir yer tuttuğunu belirtti.</p><p>Şarkılarını dinleyerek büyüdüğü Gürses'in kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını dile getiren <strong>Taşıyan</strong>, <i><strong>"Sahne aldığım zamanlar hep Müslüm abiyle geçti, ister istemez gönlüme işledi. Öyle güzel şarkılar söyledi ki, beni kendine tabi etti." </strong></i>diye konuştu.</p><p>Arabeskin, müziğin<strong> "özü"</strong> olduğunu, insanların zamanla <strong>Gürses</strong>'in şarkılarını daha iyi anladığını ifade eden <strong>Taşıyan</strong>, Gürses'in her çağda gönülleri fethetmeye devam ettiğini söyledi.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250215115225-541831.jpg"></figure><p><strong>"TÜRKİYE TURNESİ YAPACAKTIK AMA KISMET OLMADI"</strong><br>Projenin kendisini heyecanlandırdığını, bir müzisyen olarak bu proje içinde yer almaktan mutlu olduğunu belirten Taşıyan, şunları kaydetti:</p><blockquote><p><strong>"Müslüm abiyle 1998 yılında Türkiye turnesi yapacaktık ama kısmet olmadı. Şu an kendisi yok ama bu projeyle onu anıyoruz. Konser, Müslüm Gürses'in 'İtirazım Var' şarkısıyla başlayacak. Ben, senfoni orkestrası ve Müslüm abi şarkıları dinleyicilere çok farklı yansıyacak. İnşallah ilerleyen günlerde diğer şehirlerde de sevdiklerimizle beraber olacağız."</strong></p></blockquote><p><strong>"BÜYÜK PAY MÜSLÜM GÜRSES'İN"</strong><br><strong>Orkestra şefi Musa Göçmen</strong> de 17 Şubat'ta, Gürses'in sevilen şarkılarının senfoni orkestrası eşliğinde yeniden yorumlanacağını söyledi.</p><p><strong>Arabesk ve senfoni orkestrasını</strong> bir araya getirmenin kendileri için farklı bir anlam ifade ettiğini belirten <strong>Göçmen</strong>, <i><strong>"Arabesk ve senfoni, iki zıt kutup gibi algılanan müzik tarzını aynı potada birleştirip yepyeni bir renkle sunmak gibi. Buradaki büyük pay doğal olarak Müslüm Gürses'in. Bu iki zıt kutup ne kadar birleşmeyecek gibi düşünülse de aslında Müslüm Gürses, yaşamının son dönemlerinde öyle birleştirici güç oldu ki onun duygusal yapısı seyirciye heyecanla geçti."</strong></i> diye konuştu.</p><p><strong>Taşıyan</strong> ile yaklaşık bir yıldır bu projenin üzerinde çalıştıklarını aktaran <strong>Göçmen</strong>, <i><strong>"Türkiye'de bu eserleri kim seslendirsin?" dediğimizde akla gelen ilk isim olan Hakan Taşıyan ile bunu yapmak, seyircide bambaşka bir heyecan yarattı."</strong></i> dedi.</p><p>Projenin hazırlık sürecine de değinen <strong>Göçmen</strong>, Gürses'in şarkılarını, senfoni orkestrasına uyarlamanın kolay olmadığını vurguladı.</p><p><strong>"ORADA BERABER OLDUĞUNUZU HİSSEDİYORSUNUZ"</strong><br><i><strong>Gürses'le yıllar önce stüdyoda karşılaştığını ve kayıt esnasında çıplak sesinden çok etkilendiğini anlatan Göçmen, bu projeyle Gürses'i yad edeceklerini belirterek, şunları kaydetti:</strong></i></p><blockquote><p><strong>"Zaman içerisinde değerler hayatlarını tamamlıyor ama sanatçılar, anıldığı, şarkıları söylendiği sürece yaşamaya, var olmaya devam ediyor. Konserde, onun sanatsal ruhunun bir şekilde oraya geldiğini ve orada beraber olduğunuzu hissediyorsunuz. Binlerce kişi hep bir ağızdan onun şarkısını söylüyor, binlerce kişi o anı yaşıyor. Binlerce kişi belki daha önceden konserlerini izlemiş, başka bir topluluk tarafından da başka bir yorumla dinleniyor olması o kişilerin hepsini etkiliyor. 'Bir sanatçı için bundan güzel dua mı olur?' diyorum."</strong></p></blockquote>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>Türkiye 65 yıldır mücadele ediyordu... Marcus Aurelius anavatanına dönüyor!</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/turkiye-65-yildir-mucadele-ediyordu-marcus-aurelius-anavatanina-donuyor</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/turkiye-65-yildir-mucadele-ediyordu-marcus-aurelius-anavatanina-donuyor/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Sat, 15 Feb 2025 11:00:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Sanat Dünyası]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/turkiye-65-yildir-mucadele-ediyordu-marcus-aurelius-anavatanina-donuyor</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/turkiye-65-yildir-mucadele-ediyordu-marcus-aurelius-anavatanina-donuyor-33855.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Burdur’daki Boubon Antik Kenti’nde 1960’lı yıllarda yapılan kaçak kazılarla yurt dışına kaçırılan Marcus Aurelius, bilimsel ve hukuki çalışmaların ardından Türkiye’ye iade ediliyor… Senelerdir Amerika Birleşik Devletleri’nin Cleveland Sanat Müzesi koleksiyonunda bulunan heykel yıllarca el değiştirmişti. Türkiye 65 yıldır heykeli anavatanına getirmek için mücadele ediyordu…</strong></i></p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250215110646-708286.jpg"></figure><p>Amerika Birleşik Devletleri'nin <strong>Cleveland Sanat Müzesi</strong> koleksiyonunda bulunan Marcus Aurelius heykeli, uzun süren bilimsel ve hukuki çalışmaların ardından Türkiye'ye iade ediliyor.</p><p><strong>Antik çağın</strong> en nadide bronz eserlerinden biri olarak kabul edilen bu heykel, Roma İmparatoru <strong>Marcus Aurelius</strong>'u bir filozof olarak tasvir etmesiyle dikkat çekiyor. Burdur'daki <strong>Boubon Antik Kenti</strong>'nde 1960'lı yıllarda yapılan kaçak kazılarla yurt dışına kaçırılan heykel, milattan sonra 2'inci ve 3'üncü yüzyıllara tarihlendiriliyor. Antik Roma Dönemi'nin önemli bir kült yapısı olan Sebasteion'da bulunan eser bu yıl içerisinde doğduğu topraklarla yeniden buluşacak.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250215110442-640741.jpg"></figure><p><strong>TÜRKİYE'DEN KAÇIRILDI, YILLARCA EL DEĞİŞTİRDİ</strong></p><p>Anadolu tarihinin kayıp hazinelerinden biri olan Boubon Antik Kenti kökenli bronz heykel, 1960'lı yıllarda kaçak kazılarla yurt dışına kaçırılarak yıllarca el değiştirdi. Amerika Birleşik Devletleri'nin Ohio eyaletinde bulunan Cleveland Sanat Müzesi koleksiyonuna dahil edilen heykel, Türkiye'nin 65 yılı aşkın bir süredir peşinde olduğu eserlerden biriydi. Boubon Antik Kenti'nden kaçırılan eserler, Prof. Dr. Jale İnan öncülüğündeki araştırmalarla gündeme getirilmiş ancak Marcus Aurelius heykelinin Türkiye'ye iadesi bugüne kadar mümkün olmamıştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile New York Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi arasında 2021'de başlayan iş birliği sayesinde, Lucius Verus, Septimius Severus ve İmparator Caracalla'ya ait heykeller de dahil olmak üzere birçok Boubon kökenli nadide eser anavatanına döndü.</p><p><strong>BİLİMSEL KANITLAR VE HUKUKİ SÜREÇ HEYKELİN KÖKENİNİ AÇIĞA ÇIKARDI</strong></p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığının uzun yıllardır süren çalışmaları ve önceki yıllarda toplanan bilimsel veriler, Marcus Aurelius heykelinin Boubon Antik Kenti'ndeki Sebasteion yapısına ait olduğunu kanıtladı. Bakanlığın arşiv belgeleri, akademik araştırmalar ve antik kentteki kazı çalışmaları heykelin orijinal yerini açıkça ortaya koydu. Antik kentte yapılan yoğun kaçak kazılar hakkında bilgi sahibi olan görgü tanıklarının ifadeleri, bilimsel verileri destekleyince Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi (HSI), Türkiye'nin iade talebini haklı bularak Cleveland Sanat Müzesi'ndeki heykele el konulmasına karar verdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ABD New York Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Biriminin iş birliğiyle Cleveland Sanat Müzesi'nde sergilenen Marcus Aurelius heykeline resmen el konuldu.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250215110548-885533.jpg"></figure><p><strong>MÜZENİN İTİRAZI SONUÇ VERMEDİ! ESER TÜRKİYE'YE DÖNÜYOR…</strong></p><p>Cleveland Sanat Müzesi, el koyma kararına karşı Ekim 2023'te mahkemeye başvurarak heykelin kökeninin kesin olmadığı yönünde itirazda bulundu. Ancak, Türkiye'nin sunduğu bilimsel veriler ve titiz analizler, müzenin bu itirazını çürüttü. Kültür ve Turizm Bakanlığı güçlü kanıtlara rağmen uzlaşmacı bir yaklaşım göstererek Cleveland Sanat Müzesinin bilimsel analiz çalışmaları yapılması talebini olumlu karşıladı. Bakanlık uzmanlarının gözetiminde 2024 yılının Mayıs ayında heykelin müzede silikon ayak kalıbı alınarak Boubon Antik Kenti'ndeki bronz heykel kaideleriyle birebir uyumlu olduğu tespit edildi.</p><p><strong>Cleveland Müzesi</strong> tarafından yetkilendirilen arkeometri uzmanı <strong>Prof. Dr. Ernst Pernicka</strong> ve Bakanlığın uzman konservatörleri, Boubon Antik Kenti ile Burdur Müzesi'nde bulunan Boubon kökenli Valerianus heykeli ve Marcus Aurelius heykelinden kurşun izotop, taş ve toprak analizleri için numuneler aldı. Ayrıca, Almanya'daki Curt Engelhorn Arkeometri Merkezi laboratuvarlarında yapılan tarafsız analizler, heykelin Boubon'da uzun yıllar gömülü kaldığını kesin olarak kanıtladı. Bu güçlü bilimsel bulguların ardından Cleveland Sanat Müzesi, Marcus Aurelius heykelinin Türkiye'ye iadesini kabul etti ve bu karar Manhattan Bölge Savcılığı tarafından Türkiye'ye resmen bildirildi.</p><p><strong>KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASINDA TARİHİ BAŞARI!</strong></p><p>Türkiye, bu zaferle yalnızca kendi kültürel mirasını koruma yolunda önemli bir adım atmanın yanı sıra tarihî eser kaçakçılığına karşı yürütülen uluslararası mücadelede de büyük bir başarıya imza attı. Yurt dışına kaçırılan eserleri diplomatik, hukuki ve bilimsel yollarla geri getirmek üzere çalışmalarını kararlılıkla sürdüren Kültür ve Turizm Bakanlığı, Marcus Aurelius heykelinin dönüşünü bu mücadelenin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kayıtlara geçirdi.</p><p><strong>BAKAN ERSOY: KÜLTÜREL MİRASIMIZA SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDİYORUZ</strong></p><p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Marcus Aurelius heykelinin Türkiye'ye dönüşüyle ilgili sosyal medyadan yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: Tarihî Bir Geri Dönüş Daha! Antik çağın en nadide bronz eserlerinden biri olarak kabul edilen #MarcusAureliusHeykeli ait olduğu topraklara dönüyor! Bakanlığımız ile New York Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi arasındaki güçlü iş birliği sayesinde, #MarcusAureliusHeykeli uzun yıllar sonra Türkiye'ye iade ediliyor. Bilimsel kanıtlar, titiz araştırmalar ve uluslararası hukuk mücadelesiyle bir eserimizi daha vatanına kavuşturmanın gururunu yaşıyoruz. Kültürel mirasımıza sahip çıkmaya devam ediyoruz! Uluslararası iş birlikleriyle kaçırılan eserlerimizi tek tek geri alıyoruz. Bu süreçte emeği geçen tüm kurumlarımıza, uzmanlarımıza ve yetkililere teşekkür ediyorum.Tarih yerinde güzeldir, koruyacağız!</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/turkiye-65-yildir-mucadele-ediyordu-marcus-aurelius-anavatanina-donuyor-33855.jpg" alt=""><p><i><strong>Burdur’daki Boubon Antik Kenti’nde 1960’lı yıllarda yapılan kaçak kazılarla yurt dışına kaçırılan Marcus Aurelius, bilimsel ve hukuki çalışmaların ardından Türkiye’ye iade ediliyor… Senelerdir Amerika Birleşik Devletleri’nin Cleveland Sanat Müzesi koleksiyonunda bulunan heykel yıllarca el değiştirmişti. Türkiye 65 yıldır heykeli anavatanına getirmek için mücadele ediyordu…</strong></i></p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250215110646-708286.jpg"></figure><p>Amerika Birleşik Devletleri'nin <strong>Cleveland Sanat Müzesi</strong> koleksiyonunda bulunan Marcus Aurelius heykeli, uzun süren bilimsel ve hukuki çalışmaların ardından Türkiye'ye iade ediliyor.</p><p><strong>Antik çağın</strong> en nadide bronz eserlerinden biri olarak kabul edilen bu heykel, Roma İmparatoru <strong>Marcus Aurelius</strong>'u bir filozof olarak tasvir etmesiyle dikkat çekiyor. Burdur'daki <strong>Boubon Antik Kenti</strong>'nde 1960'lı yıllarda yapılan kaçak kazılarla yurt dışına kaçırılan heykel, milattan sonra 2'inci ve 3'üncü yüzyıllara tarihlendiriliyor. Antik Roma Dönemi'nin önemli bir kült yapısı olan Sebasteion'da bulunan eser bu yıl içerisinde doğduğu topraklarla yeniden buluşacak.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250215110442-640741.jpg"></figure><p><strong>TÜRKİYE'DEN KAÇIRILDI, YILLARCA EL DEĞİŞTİRDİ</strong></p><p>Anadolu tarihinin kayıp hazinelerinden biri olan Boubon Antik Kenti kökenli bronz heykel, 1960'lı yıllarda kaçak kazılarla yurt dışına kaçırılarak yıllarca el değiştirdi. Amerika Birleşik Devletleri'nin Ohio eyaletinde bulunan Cleveland Sanat Müzesi koleksiyonuna dahil edilen heykel, Türkiye'nin 65 yılı aşkın bir süredir peşinde olduğu eserlerden biriydi. Boubon Antik Kenti'nden kaçırılan eserler, Prof. Dr. Jale İnan öncülüğündeki araştırmalarla gündeme getirilmiş ancak Marcus Aurelius heykelinin Türkiye'ye iadesi bugüne kadar mümkün olmamıştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile New York Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi arasında 2021'de başlayan iş birliği sayesinde, Lucius Verus, Septimius Severus ve İmparator Caracalla'ya ait heykeller de dahil olmak üzere birçok Boubon kökenli nadide eser anavatanına döndü.</p><p><strong>BİLİMSEL KANITLAR VE HUKUKİ SÜREÇ HEYKELİN KÖKENİNİ AÇIĞA ÇIKARDI</strong></p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığının uzun yıllardır süren çalışmaları ve önceki yıllarda toplanan bilimsel veriler, Marcus Aurelius heykelinin Boubon Antik Kenti'ndeki Sebasteion yapısına ait olduğunu kanıtladı. Bakanlığın arşiv belgeleri, akademik araştırmalar ve antik kentteki kazı çalışmaları heykelin orijinal yerini açıkça ortaya koydu. Antik kentte yapılan yoğun kaçak kazılar hakkında bilgi sahibi olan görgü tanıklarının ifadeleri, bilimsel verileri destekleyince Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi (HSI), Türkiye'nin iade talebini haklı bularak Cleveland Sanat Müzesi'ndeki heykele el konulmasına karar verdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ABD New York Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Biriminin iş birliğiyle Cleveland Sanat Müzesi'nde sergilenen Marcus Aurelius heykeline resmen el konuldu.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250215110548-885533.jpg"></figure><p><strong>MÜZENİN İTİRAZI SONUÇ VERMEDİ! ESER TÜRKİYE'YE DÖNÜYOR…</strong></p><p>Cleveland Sanat Müzesi, el koyma kararına karşı Ekim 2023'te mahkemeye başvurarak heykelin kökeninin kesin olmadığı yönünde itirazda bulundu. Ancak, Türkiye'nin sunduğu bilimsel veriler ve titiz analizler, müzenin bu itirazını çürüttü. Kültür ve Turizm Bakanlığı güçlü kanıtlara rağmen uzlaşmacı bir yaklaşım göstererek Cleveland Sanat Müzesinin bilimsel analiz çalışmaları yapılması talebini olumlu karşıladı. Bakanlık uzmanlarının gözetiminde 2024 yılının Mayıs ayında heykelin müzede silikon ayak kalıbı alınarak Boubon Antik Kenti'ndeki bronz heykel kaideleriyle birebir uyumlu olduğu tespit edildi.</p><p><strong>Cleveland Müzesi</strong> tarafından yetkilendirilen arkeometri uzmanı <strong>Prof. Dr. Ernst Pernicka</strong> ve Bakanlığın uzman konservatörleri, Boubon Antik Kenti ile Burdur Müzesi'nde bulunan Boubon kökenli Valerianus heykeli ve Marcus Aurelius heykelinden kurşun izotop, taş ve toprak analizleri için numuneler aldı. Ayrıca, Almanya'daki Curt Engelhorn Arkeometri Merkezi laboratuvarlarında yapılan tarafsız analizler, heykelin Boubon'da uzun yıllar gömülü kaldığını kesin olarak kanıtladı. Bu güçlü bilimsel bulguların ardından Cleveland Sanat Müzesi, Marcus Aurelius heykelinin Türkiye'ye iadesini kabul etti ve bu karar Manhattan Bölge Savcılığı tarafından Türkiye'ye resmen bildirildi.</p><p><strong>KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASINDA TARİHİ BAŞARI!</strong></p><p>Türkiye, bu zaferle yalnızca kendi kültürel mirasını koruma yolunda önemli bir adım atmanın yanı sıra tarihî eser kaçakçılığına karşı yürütülen uluslararası mücadelede de büyük bir başarıya imza attı. Yurt dışına kaçırılan eserleri diplomatik, hukuki ve bilimsel yollarla geri getirmek üzere çalışmalarını kararlılıkla sürdüren Kültür ve Turizm Bakanlığı, Marcus Aurelius heykelinin dönüşünü bu mücadelenin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kayıtlara geçirdi.</p><p><strong>BAKAN ERSOY: KÜLTÜREL MİRASIMIZA SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDİYORUZ</strong></p><p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Marcus Aurelius heykelinin Türkiye'ye dönüşüyle ilgili sosyal medyadan yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: Tarihî Bir Geri Dönüş Daha! Antik çağın en nadide bronz eserlerinden biri olarak kabul edilen #MarcusAureliusHeykeli ait olduğu topraklara dönüyor! Bakanlığımız ile New York Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi arasındaki güçlü iş birliği sayesinde, #MarcusAureliusHeykeli uzun yıllar sonra Türkiye'ye iade ediliyor. Bilimsel kanıtlar, titiz araştırmalar ve uluslararası hukuk mücadelesiyle bir eserimizi daha vatanına kavuşturmanın gururunu yaşıyoruz. Kültürel mirasımıza sahip çıkmaya devam ediyoruz! Uluslararası iş birlikleriyle kaçırılan eserlerimizi tek tek geri alıyoruz. Bu süreçte emeği geçen tüm kurumlarımıza, uzmanlarımıza ve yetkililere teşekkür ediyorum.Tarih yerinde güzeldir, koruyacağız!</p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>Hollywood yıldızları Ordu'da buluşuyor... Christopher Nolan The Odyssey'in çekimleri için Türkiye'yi seçti!</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/hollywood-yildizlari-orduda-bulusuyor-christopher-nolan-the-odysseyin-cekimleri-icin-turkiyeyi-secti</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/hollywood-yildizlari-orduda-bulusuyor-christopher-nolan-the-odysseyin-cekimleri-icin-turkiyeyi-secti/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Thu, 13 Feb 2025 20:14:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Sinema]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/hollywood-yildizlari-orduda-bulusuyor-christopher-nolan-the-odysseyin-cekimleri-icin-turkiyeyi-secti</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/hollywood-yildizlari-orduda-bulusuyor-christopher-nolan-the-odysseyin-cekimleri-icin-turkiyeyi-secti-22124.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Dünyaca ünlü yönetmen Christopher Nolan, yeni filmi ‘The Odyssey’in bir bölümünü Ordu’nun Perşembe ilçesinde bulunan Yason Burnu’nda çekecek. Filmin kadrosunda Charlize Theron, Tom Holland, Matt Damon, Zendaya, gibi Hollywood yıldızları bulunuyor.</strong></i></p><p><strong>2024’te 7 dalda Oscar ödülü kazanan ’Oppenheimer’</strong> dilminin Yönetmeni <strong>Christopher Edward Nolan</strong>, 2026 yılında gösterime çıkaracağı yeni filmi <strong>’The Odyssey’</strong>nın bir bölümünü Türkiye’de çekme kararı aldı.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250213202140-966047.jpg"></figure><p><strong>Nolan</strong>’ın, çekim yeri olarak ise Perşembe ilçesinde bulunan <strong>Yason Burnu Yarımadası</strong>’nı tercih ettiği öğrenildi.</p><p><strong>Christopher Nolan Art &amp; Updates</strong> isimli sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Yason Burnu Yarım Adası ve ünlü yönetmenin fotoğrafı paylaşılarak, <i><strong>"Christopher Nolan’ın bir sonraki filmi ’The Odyssey’ için bazı sahneler, Türkiye’nin Ordu ilinin Perşembe ilçesinde bulunan Yason Burnu’nda çekilecek"</strong></i> ifadeleri yer aldı.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250213201738-597966.jpg"></figure><p><strong>Hollywood yıldızları buluşuyor…</strong></p><p>Filmin kadrosunda <strong>Charlize Theron, Tom Holland, Matt Damon, Zendaya, Anne Hathaway </strong>ve <strong>Robert Pattinson</strong> gibi Hollywood yıldızları bulunurken, filmin konusunun ise <strong>Truva Savaşı</strong>’ndan sonra <strong>Odysseus</strong>’un tehlikeli yolculuğunu ve eşi <strong>Penelope</strong> ile yeniden bir araya gelmesini konu ettiği öğrenildi.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250213202352-195226.jpg"></figure><p>Kaynak: Ajanslar</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/hollywood-yildizlari-orduda-bulusuyor-christopher-nolan-the-odysseyin-cekimleri-icin-turkiyeyi-secti-22124.jpg" alt=""><p><i><strong>Dünyaca ünlü yönetmen Christopher Nolan, yeni filmi ‘The Odyssey’in bir bölümünü Ordu’nun Perşembe ilçesinde bulunan Yason Burnu’nda çekecek. Filmin kadrosunda Charlize Theron, Tom Holland, Matt Damon, Zendaya, gibi Hollywood yıldızları bulunuyor.</strong></i></p><p><strong>2024’te 7 dalda Oscar ödülü kazanan ’Oppenheimer’</strong> dilminin Yönetmeni <strong>Christopher Edward Nolan</strong>, 2026 yılında gösterime çıkaracağı yeni filmi <strong>’The Odyssey’</strong>nın bir bölümünü Türkiye’de çekme kararı aldı.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250213202140-966047.jpg"></figure><p><strong>Nolan</strong>’ın, çekim yeri olarak ise Perşembe ilçesinde bulunan <strong>Yason Burnu Yarımadası</strong>’nı tercih ettiği öğrenildi.</p><p><strong>Christopher Nolan Art &amp; Updates</strong> isimli sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Yason Burnu Yarım Adası ve ünlü yönetmenin fotoğrafı paylaşılarak, <i><strong>"Christopher Nolan’ın bir sonraki filmi ’The Odyssey’ için bazı sahneler, Türkiye’nin Ordu ilinin Perşembe ilçesinde bulunan Yason Burnu’nda çekilecek"</strong></i> ifadeleri yer aldı.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250213201738-597966.jpg"></figure><p><strong>Hollywood yıldızları buluşuyor…</strong></p><p>Filmin kadrosunda <strong>Charlize Theron, Tom Holland, Matt Damon, Zendaya, Anne Hathaway </strong>ve <strong>Robert Pattinson</strong> gibi Hollywood yıldızları bulunurken, filmin konusunun ise <strong>Truva Savaşı</strong>’ndan sonra <strong>Odysseus</strong>’un tehlikeli yolculuğunu ve eşi <strong>Penelope</strong> ile yeniden bir araya gelmesini konu ettiği öğrenildi.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250213202352-195226.jpg"></figure><p>Kaynak: Ajanslar</p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>Suç, eşitlik ve adalet... 'Barda' sahnede: 'Biz size ne yaptık?'</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/suc-esitlik-ve-adalet-barda-sahnede-biz-size-ne-yaptik</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/suc-esitlik-ve-adalet-barda-sahnede-biz-size-ne-yaptik/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Thu, 13 Feb 2025 07:58:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Tiyatro]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/suc-esitlik-ve-adalet-barda-sahnede-biz-size-ne-yaptik</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/suc-esitlik-ve-adalet-barda-sahnede-biz-size-ne-yaptik-19923.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Serdar Akar'ın kült filmi Barda, Serhat Yiğit tarafından oyunlaştırıldı ve Işıl Kasapoğlu yönetmenliğinde tiyatroseverlerle buluştu.</strong></i></p><p>Sahnede bir bar, birkaç koltuk. Üç şarkılık mini bir konserle başlıyor oyun. Adı üstünde <strong>Barda</strong>. Canlı müzik, bol tüketilen alkol. Yaş sınırı zaten<strong> +18.</strong> Genç bir ekip ile başlayan oyunda önce biraz buruluyoruz. Oyunculuklar harika diyemeyiz. Ama yönetmen<strong> Işıl Kasapoğlu</strong>, bir ustalık eseri çıkacağından emin, oturduk seyirci koltuğuna. Sonra... Soluksuz bir oyun, tek perde, artık oyunun içindeyiz, hem seyirci hem de anlatılan derdi dinleyici. Sahneye <strong>Tardu Flordun, Deniz Çakır, Galip Erdal ve Barış Özkan</strong> çıkıyor.</p><p>Oyun şimdi başlıyor. Oyun <strong>“Biz size ne yaptık?”</strong> sorusu etrafında dönüyor. Öyle ya neden bu kötülük, şiddet, ölüm... Dünya da böyle dönmüyor mu? <strong>“Biz size ne yaptık?”</strong> sorusu etrafında, her gün her saniye arkadaşına, eşine, öğretmenine, sokakta yatan şarapçıya, ülkeyi yöneten iktidara sorulmuyor mu <strong>“Biz size ne yaptık?”</strong> diye.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250213080320-781267.jpg"></figure><p>Oyun; <strong>suç, eşitlik ve adalet</strong> üçgeninde ve ayrıca <i><strong>iyilik, kötülük, açlık, yokluk, şiddet ve karnı tok olanlar</strong></i>, sonra bir yerlerde dayısı olanlar ya da her daim biatçılar, hepsi bir arada sorgulanıyor sahnede. Yani yönetmen şiddetin bireysel mi, yoksa toplumsal bir sorun mu olduğunu soruyor biz seyircilere! Ülkemin bugünü, dünü yok olan adalet duygusu, ya da herkesin kendisinin adaletini oluşturduğu bir toplum... Sonuç şiddetin geldiği nokta...</p><p><strong>KUMANDA YOK KAPATAMAZSIN...</strong><br><strong>Serdar Akar’</strong>ın yönettiği, başrolünde <strong>Nejat İşler</strong>’in yer aldığı <strong>“Barda” </strong>filmini seyredenler, oyuna filmin aynısını bulmak için gelenler, çok daha etkili bir <strong>“Barda”</strong> ile karşılaşacaklar. Çünkü elimizde bir kumanda yok. Duymak ya da görmek istemediğimizde kapatalım. Neden etkili? Çünkü tiyatro daha gerçekçi bir sanat ve sen seyirci olarak o koltuğa oturdun, sağa, sola bakamazsın arkanı dönemezsin sahne karşında ve şiddetin, patlayan silahların nedenini yani <strong>“Biz size ne yaptık?”</strong> sorusunun cevabını iliklerine kadar hissedeceksin.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250213080522-381765.jpg"></figure><p>Oyunda Selim karakterini canladıran Tardu Flordun, usta oyunculuğuyla biz seyircilere her duyguyu hissettirdi, sorgulattı. Duygu geçişlerindeki ustalığıyla çok başarılı bir oyunculuk sergiledi. Gülsüm karakterini canlandıran Deniz Çakır’ı daha önce sahnede bir kaç kez seyrettim ve her seferinde başarılı bir oyunculuk sergilediğini düşünüyorum. Çakır, bizi Gülsüm karakterine inandırdı. Gülsüm’ün acılarını gerçek gibi yaşadık.</p><p><strong>HERKES KÖTÜ OLABİLİR Mİ?</strong><br>Oyunun yapımcılığını üstlenen <strong>Serdar Akkaya</strong>, kendisini heyecanlandıran şeyin, işin konusu olduğunu belirtiyor ve şu ifadeleri kullanıyor: “Bedava şiddet yani Fransızcada ‘violence gratuite’, hepimizin içinde var. Bunun ortaya çıkması için iğne başından küçük noktalar yeterli. O küçük noktaya değdi mi, o şiddet çıkıyor ortaya. Bundan kendimizi nasıl alıkoyacağız, onu düşünmeliyiz. Yoksa hepimizde var bu durum. İyi ve kötü hep içimizde. Yinyang diye bahsettiğimiz şey burada geçerli. İnsan ne iyidir ne kötüdür; yok öyle tek bir şey. Önümüze çıkan fırsatlar ve engeller bizi belirliyor. Yaşamda tek bir kelime bütün dünyayı değiştirebilir. Tek bir kelimenin içinde günlerce at koşturabiliriz. ‘Kötü yetiştiler, kötüler’ diye bir şey yok. En iyi yetişen insan da bir anda katil olabilir.”</p><p>Oyunda, <i><strong>Tardu Flordun, Deniz Çakır, Galip Erdal, Barış Özkan, Mehmet Konu, Hivda Zizan Alp, Meriç Taner Kadıoğlu, Derya Kahya, Mete Toygar Durak, Toygun Elaldı ve Seda Soysal</strong></i> rol alıyor.</p><p><strong>Kaynak: </strong><a target="_blank" rel="noopener noreferrer" href="https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/serdar-yigitin-yazdigi-ve-usta-yonetmen-isil-kasapoglunun-yonettigi-2299219"><strong>Cumhuriyet</strong></a><strong>- Öznur Oğraş Çolak</strong></p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/suc-esitlik-ve-adalet-barda-sahnede-biz-size-ne-yaptik-19923.jpg" alt=""><p><i><strong>Serdar Akar'ın kült filmi Barda, Serhat Yiğit tarafından oyunlaştırıldı ve Işıl Kasapoğlu yönetmenliğinde tiyatroseverlerle buluştu.</strong></i></p><p>Sahnede bir bar, birkaç koltuk. Üç şarkılık mini bir konserle başlıyor oyun. Adı üstünde <strong>Barda</strong>. Canlı müzik, bol tüketilen alkol. Yaş sınırı zaten<strong> +18.</strong> Genç bir ekip ile başlayan oyunda önce biraz buruluyoruz. Oyunculuklar harika diyemeyiz. Ama yönetmen<strong> Işıl Kasapoğlu</strong>, bir ustalık eseri çıkacağından emin, oturduk seyirci koltuğuna. Sonra... Soluksuz bir oyun, tek perde, artık oyunun içindeyiz, hem seyirci hem de anlatılan derdi dinleyici. Sahneye <strong>Tardu Flordun, Deniz Çakır, Galip Erdal ve Barış Özkan</strong> çıkıyor.</p><p>Oyun şimdi başlıyor. Oyun <strong>“Biz size ne yaptık?”</strong> sorusu etrafında dönüyor. Öyle ya neden bu kötülük, şiddet, ölüm... Dünya da böyle dönmüyor mu? <strong>“Biz size ne yaptık?”</strong> sorusu etrafında, her gün her saniye arkadaşına, eşine, öğretmenine, sokakta yatan şarapçıya, ülkeyi yöneten iktidara sorulmuyor mu <strong>“Biz size ne yaptık?”</strong> diye.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250213080320-781267.jpg"></figure><p>Oyun; <strong>suç, eşitlik ve adalet</strong> üçgeninde ve ayrıca <i><strong>iyilik, kötülük, açlık, yokluk, şiddet ve karnı tok olanlar</strong></i>, sonra bir yerlerde dayısı olanlar ya da her daim biatçılar, hepsi bir arada sorgulanıyor sahnede. Yani yönetmen şiddetin bireysel mi, yoksa toplumsal bir sorun mu olduğunu soruyor biz seyircilere! Ülkemin bugünü, dünü yok olan adalet duygusu, ya da herkesin kendisinin adaletini oluşturduğu bir toplum... Sonuç şiddetin geldiği nokta...</p><p><strong>KUMANDA YOK KAPATAMAZSIN...</strong><br><strong>Serdar Akar’</strong>ın yönettiği, başrolünde <strong>Nejat İşler</strong>’in yer aldığı <strong>“Barda” </strong>filmini seyredenler, oyuna filmin aynısını bulmak için gelenler, çok daha etkili bir <strong>“Barda”</strong> ile karşılaşacaklar. Çünkü elimizde bir kumanda yok. Duymak ya da görmek istemediğimizde kapatalım. Neden etkili? Çünkü tiyatro daha gerçekçi bir sanat ve sen seyirci olarak o koltuğa oturdun, sağa, sola bakamazsın arkanı dönemezsin sahne karşında ve şiddetin, patlayan silahların nedenini yani <strong>“Biz size ne yaptık?”</strong> sorusunun cevabını iliklerine kadar hissedeceksin.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250213080522-381765.jpg"></figure><p>Oyunda Selim karakterini canladıran Tardu Flordun, usta oyunculuğuyla biz seyircilere her duyguyu hissettirdi, sorgulattı. Duygu geçişlerindeki ustalığıyla çok başarılı bir oyunculuk sergiledi. Gülsüm karakterini canlandıran Deniz Çakır’ı daha önce sahnede bir kaç kez seyrettim ve her seferinde başarılı bir oyunculuk sergilediğini düşünüyorum. Çakır, bizi Gülsüm karakterine inandırdı. Gülsüm’ün acılarını gerçek gibi yaşadık.</p><p><strong>HERKES KÖTÜ OLABİLİR Mİ?</strong><br>Oyunun yapımcılığını üstlenen <strong>Serdar Akkaya</strong>, kendisini heyecanlandıran şeyin, işin konusu olduğunu belirtiyor ve şu ifadeleri kullanıyor: “Bedava şiddet yani Fransızcada ‘violence gratuite’, hepimizin içinde var. Bunun ortaya çıkması için iğne başından küçük noktalar yeterli. O küçük noktaya değdi mi, o şiddet çıkıyor ortaya. Bundan kendimizi nasıl alıkoyacağız, onu düşünmeliyiz. Yoksa hepimizde var bu durum. İyi ve kötü hep içimizde. Yinyang diye bahsettiğimiz şey burada geçerli. İnsan ne iyidir ne kötüdür; yok öyle tek bir şey. Önümüze çıkan fırsatlar ve engeller bizi belirliyor. Yaşamda tek bir kelime bütün dünyayı değiştirebilir. Tek bir kelimenin içinde günlerce at koşturabiliriz. ‘Kötü yetiştiler, kötüler’ diye bir şey yok. En iyi yetişen insan da bir anda katil olabilir.”</p><p>Oyunda, <i><strong>Tardu Flordun, Deniz Çakır, Galip Erdal, Barış Özkan, Mehmet Konu, Hivda Zizan Alp, Meriç Taner Kadıoğlu, Derya Kahya, Mete Toygar Durak, Toygun Elaldı ve Seda Soysal</strong></i> rol alıyor.</p><p><strong>Kaynak: </strong><a target="_blank" rel="noopener noreferrer" href="https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/serdar-yigitin-yazdigi-ve-usta-yonetmen-isil-kasapoglunun-yonettigi-2299219"><strong>Cumhuriyet</strong></a><strong>- Öznur Oğraş Çolak</strong></p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>‘Üç Denizin Sesi Tekfen Filarmoni’ Özbekistan’a ulaştı...</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/uc-denizin-sesi-tekfen-filarmoni-ozbekistana-ulasti</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/uc-denizin-sesi-tekfen-filarmoni-ozbekistana-ulasti/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Tue, 4 Feb 2025 09:21:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Müzik]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/uc-denizin-sesi-tekfen-filarmoni-ozbekistana-ulasti</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/uc-denizin-sesi-tekfen-filarmoni-ozbekistana-ulasti-31798.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Tekfen Filarmoni namı diğer “Üç Denizin Sesi” Orkestrası kurucusu Ali Nihat Gökyiğit’in ikinci ölüm yıldönümünde bir hayalini daha gerçekleştirdi.</strong></i></p><p>Özbek asıllı daimi şefleri <strong>Aziz Shokhakimov</strong> ve solistleri piyanist <strong>Denis Kozhukhin</strong> ile çıktığı yılın ilk turnesinde 80 kişilik <strong>Tekfen Filarmoni, </strong>İzmir ve İstanbul’un hemen ardından 31 Ocak’ta Özbekistan’ın başkenti <strong>Taşkent</strong>’te <strong>Palace of International Forums</strong>’da ve 1 Şubat’ta tarihi şehirlerinden Semerkant’ın <strong>Viloyatı Musiqali Drama Teatri</strong> sahnelerinde art arda iki konser düzenledi. <strong>Ferit Tüzün</strong>’ün <strong>“Türk Kapriçyosu”</strong> ile başlayan konserlerde Rahmaninov, <strong>“3. Piyano Konçertosu” ve Beethoven, “5. Senfoni”</strong> eserleri seslendirildi.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250204092549-486905.jpg"></figure><p>İzmir, <strong>Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi</strong>’nde 28 Ocak’ta verdikleri konseri ağustos ayında vefat eden koro grup şefleri <strong>Ertuğrul Köse</strong>’ye ithaf eden orkestra, 29 Ocak’ta İstanbul, <strong>Cemal Reşit Rey Konser Salonu</strong>’nda verdiği konseri de geçen ay kaybettiğimiz keman sanatçısı <strong>Ayla Erduran</strong>’a ithaf etti. <strong>CRR</strong>’deki konseri izleyen besteci <strong>Hasan Uçarsu</strong> <i><strong>“Hem solist, hem de orkestranın başarılı eşliği beni çok mutlu etti. Solistin hem güçlü hem de ince renklere de inen Rahmaninov yorumu ve orkestranın eşliği çok başarılıydı. Şefin özellikle senfoninin final bölümüne geçişini çok beğendim. Senfoninin karakterini çok iyi verdi”</strong></i> diyerek sanatçıları kutladı.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250204092651-790774.jpg"></figure><p>Turnenin solisti kuşağının önde gelen piyanistlerinden Denis Kozhukhin. <strong>Uluslararası Kraliçe Elizabeth Yarışması</strong>’nda 2010 yılında elde ettiği birincilikten bu yana prestijli festivallerde sık sık konuk sanatçı olmuş ve birçok ünlü orkestra ve şef ile çalışmış olan Kozhukhin orkestra eşliğinde Rachmaninov’un <strong>“3. Piyano Konçertosu”</strong>nu çalacak. Tekfen Filarmoni konserlerde <strong>Ferit Tüzün</strong>’ün <strong>Türk Kapriçyosu ve Beethoven</strong>’ın <strong>“5.Senfonisi”</strong>ni de seslendirilecek.</p><p>Kaynak: Cumhuriyet- Gülçin Gülan</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/uc-denizin-sesi-tekfen-filarmoni-ozbekistana-ulasti-31798.jpg" alt=""><p><i><strong>Tekfen Filarmoni namı diğer “Üç Denizin Sesi” Orkestrası kurucusu Ali Nihat Gökyiğit’in ikinci ölüm yıldönümünde bir hayalini daha gerçekleştirdi.</strong></i></p><p>Özbek asıllı daimi şefleri <strong>Aziz Shokhakimov</strong> ve solistleri piyanist <strong>Denis Kozhukhin</strong> ile çıktığı yılın ilk turnesinde 80 kişilik <strong>Tekfen Filarmoni, </strong>İzmir ve İstanbul’un hemen ardından 31 Ocak’ta Özbekistan’ın başkenti <strong>Taşkent</strong>’te <strong>Palace of International Forums</strong>’da ve 1 Şubat’ta tarihi şehirlerinden Semerkant’ın <strong>Viloyatı Musiqali Drama Teatri</strong> sahnelerinde art arda iki konser düzenledi. <strong>Ferit Tüzün</strong>’ün <strong>“Türk Kapriçyosu”</strong> ile başlayan konserlerde Rahmaninov, <strong>“3. Piyano Konçertosu” ve Beethoven, “5. Senfoni”</strong> eserleri seslendirildi.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250204092549-486905.jpg"></figure><p>İzmir, <strong>Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi</strong>’nde 28 Ocak’ta verdikleri konseri ağustos ayında vefat eden koro grup şefleri <strong>Ertuğrul Köse</strong>’ye ithaf eden orkestra, 29 Ocak’ta İstanbul, <strong>Cemal Reşit Rey Konser Salonu</strong>’nda verdiği konseri de geçen ay kaybettiğimiz keman sanatçısı <strong>Ayla Erduran</strong>’a ithaf etti. <strong>CRR</strong>’deki konseri izleyen besteci <strong>Hasan Uçarsu</strong> <i><strong>“Hem solist, hem de orkestranın başarılı eşliği beni çok mutlu etti. Solistin hem güçlü hem de ince renklere de inen Rahmaninov yorumu ve orkestranın eşliği çok başarılıydı. Şefin özellikle senfoninin final bölümüne geçişini çok beğendim. Senfoninin karakterini çok iyi verdi”</strong></i> diyerek sanatçıları kutladı.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250204092651-790774.jpg"></figure><p>Turnenin solisti kuşağının önde gelen piyanistlerinden Denis Kozhukhin. <strong>Uluslararası Kraliçe Elizabeth Yarışması</strong>’nda 2010 yılında elde ettiği birincilikten bu yana prestijli festivallerde sık sık konuk sanatçı olmuş ve birçok ünlü orkestra ve şef ile çalışmış olan Kozhukhin orkestra eşliğinde Rachmaninov’un <strong>“3. Piyano Konçertosu”</strong>nu çalacak. Tekfen Filarmoni konserlerde <strong>Ferit Tüzün</strong>’ün <strong>Türk Kapriçyosu ve Beethoven</strong>’ın <strong>“5.Senfonisi”</strong>ni de seslendirilecek.</p><p>Kaynak: Cumhuriyet- Gülçin Gülan</p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>Sinema tadında sergi... Nuri Bilge Ceylan'ın hüzünlü adamları!</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/sinema-tadinda-sergi-nuri-bilge-ceylanin-huzunlu-adamlari</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/sinema-tadinda-sergi-nuri-bilge-ceylanin-huzunlu-adamlari/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Mon, 3 Feb 2025 07:59:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Sanat Dünyası]]></category><category><![CDATA[Sergiler]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/sinema-tadinda-sergi-nuri-bilge-ceylanin-huzunlu-adamlari</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/sinema-tadinda-sergi-nuri-bilge-ceylanin-huzunlu-adamlari-20250203080740.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, “Yolda” adlı fotoğraf sergisinde sanatseverleri farklı simalarla yeryüzünde dolaşmaya davet ediyor. Fotoğraflar ziyaretçilerine sinema tadı veriyor.</strong></i></p><p>Dünyaca tanınmış <strong>Altın Palmiyeli Türk yönetmen Nuri Bilge Ceylan</strong>, aslında fotoğraf sanatından sinemaya yol bulmuş bir isim. Lise yıllarında ortaya çıkan fotoğraf merakı, üniversite yıllarında daha da büyüdü. <strong>Ceylan,</strong> Boğaziçi Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği bölümünde okurken vesikalık fotoğrafl ar çekerek harçlığını çıkardı. Donuk karelerden çıktığı yolda Batı’da ses getiren bir yönetmene dönüştü ama <strong>“vesikalıklarla” </strong>doğan portre merakı hiç bitmedi. <strong>Nuri Bilge Ceylan</strong>, <strong>Dirimart</strong>’ta açılan son fotoğraf sergisi “Yolda”da ise farklı simalarla sanatseverleri yeryüzünde dolaşmaya davet ediyor. Köpeğiyle poz veren Hindistan’dan bir adam, Mısır piramidi önünde objektife bakan yaşlı bir karı koca, Anadolu’da karlar altında kalmış bir okulun öğretmeni, Midyat’tan iki genç kız, ağaç altında gölgeleyen Türkmenistan’dan iki kadın ve diğerleri… Ceylan, sergide görülebilen videodan da anladığımız üzere fotoğraf çekerken <strong>“auteur yönetmen” </strong>üslubuyla hareket ediyor; seyahatlerinde rastladığı insanları, farklı pozlar verdirerek fotoğraflıyor. <strong>“Yolda”</strong> sergisi <strong>Nuri Bilge</strong>’nin filmlerindeki hissiyatın benzerlerini fotoğrafl arla seyirciye zerk ediyor.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250203080616-307653.jpg"></figure><p><strong>AİLESİYLE SEYAHAT EDERKEN FOTOĞRAF ÇEKİYOR</strong></p><p>Sergi hakkında Türkiye gazetesinin sorularını cevaplayan <strong>Dirimart Galeri Direktörü Selen Erkal</strong> <i><strong>“Aslında Nuri Bilge Ceylan’ın çalıştığı farklı fotoğraf serileri var. Panoramalardan sonra ise portre fotoğrafl arına yöneldi. Bu sergideki kareler de sinema üretmediği zamanlardaki seyahatleri sırasında çektiği fotoğraflardan oluşuyor. Ceylan daha ziyade ailesiyle ve yakınlarıyla seyahat ederken fotoğraf çekiyor. Biz de portreleri arasından sergiye uygun olabileceğini düşündüğümüz 25 işi seçtik. Kareler üzerinde sanatçıyla birlikte çalıştık”</strong></i> diyor.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250203080645-184175.jpg"></figure><p>Türkiye’nin yanı sıra <strong>Hindistan, Çin, Türkmenistan, Mısır, Rusya ve Cezayir</strong> gibi ülkelerde çekilmiş fotoğraf karelerinin yer aldığı <strong>Nur Bilge Ceylan</strong>’ın <strong>“Yolda” sergisi, 23 Şubat’a kadar Dirimart Dolapdere</strong>’de görülebiliyor.</p><p><strong>FARKLI YÜZLER BENZER HİSLER…</strong></p><p><strong>Ceylan’</strong>ın portrelerinin <strong>“ortak bir duyguya” </strong>sahip olduğuna vurgu yapan <strong>Erkal</strong> <i><strong>“Fotoğraflardaki kişiler farklı kültür ve etnik kökenlere sahip olmalarına rağmen aslında benzerlikler taşıyor. Bu da bir duygu ile bize geçiyor. Nuri Bilge Ceylan anı yakalamak için fotoğraf çekmiyor. Fotoğrafl adığı insanı bulunduğu coğrafyadan soyutlayarak kendi dünyasının içerisindeki bir kahramana dönüştürmek istiyor. İnsanlar, bağlamlarından koparıldığı için bir bütünün parçası hâline geliyor. Aslında her bir fotoğrafta bir yolculuğa çıkıyoruz diye düşünebiliriz. Bu fotoğraflar, Nuri Bilge Ceylan’ın iç dünyasının yansıması olduğu kadar izleyicilerle de anlam kazanıyor”</strong></i> şeklinde konuşuyor.</p><p><strong>FOTOĞRAFTAKİLER BİRER OYUNCU GİBİ…</strong></p><p><strong>Ceylan</strong>’ın sineması ile fotoğrafçılığı arasındaki irtibata dikkat çeken <strong>Selen Erkal,</strong> sözlerine şöyle devam ediyor: <i><strong>“Fotoğrafları da ‘yönetmen’ olarak çekiyor. Andan kopardığı karakterler de oyuncular gibi oluyorlar. Aslında onun sineması ve fotoğrafı birbirini besliyor, tamamlıyor. Nuri Bilge’nin kendisinin söylediği üzere; sinema üretirken daha kalabalık ekiple çalıştığı için daha farklı bir üretim süreci var. Sinemasındaki dili, fotoğraflarında da hissedebiliyoruz.”</strong></i></p><p>Kaynak: Türkiye Gazetesi</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/sinema-tadinda-sergi-nuri-bilge-ceylanin-huzunlu-adamlari-20250203080740.jpg" alt=""><p><i><strong>Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, “Yolda” adlı fotoğraf sergisinde sanatseverleri farklı simalarla yeryüzünde dolaşmaya davet ediyor. Fotoğraflar ziyaretçilerine sinema tadı veriyor.</strong></i></p><p>Dünyaca tanınmış <strong>Altın Palmiyeli Türk yönetmen Nuri Bilge Ceylan</strong>, aslında fotoğraf sanatından sinemaya yol bulmuş bir isim. Lise yıllarında ortaya çıkan fotoğraf merakı, üniversite yıllarında daha da büyüdü. <strong>Ceylan,</strong> Boğaziçi Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği bölümünde okurken vesikalık fotoğrafl ar çekerek harçlığını çıkardı. Donuk karelerden çıktığı yolda Batı’da ses getiren bir yönetmene dönüştü ama <strong>“vesikalıklarla” </strong>doğan portre merakı hiç bitmedi. <strong>Nuri Bilge Ceylan</strong>, <strong>Dirimart</strong>’ta açılan son fotoğraf sergisi “Yolda”da ise farklı simalarla sanatseverleri yeryüzünde dolaşmaya davet ediyor. Köpeğiyle poz veren Hindistan’dan bir adam, Mısır piramidi önünde objektife bakan yaşlı bir karı koca, Anadolu’da karlar altında kalmış bir okulun öğretmeni, Midyat’tan iki genç kız, ağaç altında gölgeleyen Türkmenistan’dan iki kadın ve diğerleri… Ceylan, sergide görülebilen videodan da anladığımız üzere fotoğraf çekerken <strong>“auteur yönetmen” </strong>üslubuyla hareket ediyor; seyahatlerinde rastladığı insanları, farklı pozlar verdirerek fotoğraflıyor. <strong>“Yolda”</strong> sergisi <strong>Nuri Bilge</strong>’nin filmlerindeki hissiyatın benzerlerini fotoğrafl arla seyirciye zerk ediyor.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250203080616-307653.jpg"></figure><p><strong>AİLESİYLE SEYAHAT EDERKEN FOTOĞRAF ÇEKİYOR</strong></p><p>Sergi hakkında Türkiye gazetesinin sorularını cevaplayan <strong>Dirimart Galeri Direktörü Selen Erkal</strong> <i><strong>“Aslında Nuri Bilge Ceylan’ın çalıştığı farklı fotoğraf serileri var. Panoramalardan sonra ise portre fotoğrafl arına yöneldi. Bu sergideki kareler de sinema üretmediği zamanlardaki seyahatleri sırasında çektiği fotoğraflardan oluşuyor. Ceylan daha ziyade ailesiyle ve yakınlarıyla seyahat ederken fotoğraf çekiyor. Biz de portreleri arasından sergiye uygun olabileceğini düşündüğümüz 25 işi seçtik. Kareler üzerinde sanatçıyla birlikte çalıştık”</strong></i> diyor.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250203080645-184175.jpg"></figure><p>Türkiye’nin yanı sıra <strong>Hindistan, Çin, Türkmenistan, Mısır, Rusya ve Cezayir</strong> gibi ülkelerde çekilmiş fotoğraf karelerinin yer aldığı <strong>Nur Bilge Ceylan</strong>’ın <strong>“Yolda” sergisi, 23 Şubat’a kadar Dirimart Dolapdere</strong>’de görülebiliyor.</p><p><strong>FARKLI YÜZLER BENZER HİSLER…</strong></p><p><strong>Ceylan’</strong>ın portrelerinin <strong>“ortak bir duyguya” </strong>sahip olduğuna vurgu yapan <strong>Erkal</strong> <i><strong>“Fotoğraflardaki kişiler farklı kültür ve etnik kökenlere sahip olmalarına rağmen aslında benzerlikler taşıyor. Bu da bir duygu ile bize geçiyor. Nuri Bilge Ceylan anı yakalamak için fotoğraf çekmiyor. Fotoğrafl adığı insanı bulunduğu coğrafyadan soyutlayarak kendi dünyasının içerisindeki bir kahramana dönüştürmek istiyor. İnsanlar, bağlamlarından koparıldığı için bir bütünün parçası hâline geliyor. Aslında her bir fotoğrafta bir yolculuğa çıkıyoruz diye düşünebiliriz. Bu fotoğraflar, Nuri Bilge Ceylan’ın iç dünyasının yansıması olduğu kadar izleyicilerle de anlam kazanıyor”</strong></i> şeklinde konuşuyor.</p><p><strong>FOTOĞRAFTAKİLER BİRER OYUNCU GİBİ…</strong></p><p><strong>Ceylan</strong>’ın sineması ile fotoğrafçılığı arasındaki irtibata dikkat çeken <strong>Selen Erkal,</strong> sözlerine şöyle devam ediyor: <i><strong>“Fotoğrafları da ‘yönetmen’ olarak çekiyor. Andan kopardığı karakterler de oyuncular gibi oluyorlar. Aslında onun sineması ve fotoğrafı birbirini besliyor, tamamlıyor. Nuri Bilge’nin kendisinin söylediği üzere; sinema üretirken daha kalabalık ekiple çalıştığı için daha farklı bir üretim süreci var. Sinemasındaki dili, fotoğraflarında da hissedebiliyoruz.”</strong></i></p><p>Kaynak: Türkiye Gazetesi</p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>Pera Müzesi'nde rehberli gezi... Osman Hamdi’yi keşif zamanı!</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/pera-muzesinde-rehberli-gezi-osman-hamdiyi-kesif-zamani</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/pera-muzesinde-rehberli-gezi-osman-hamdiyi-kesif-zamani/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Mon, 3 Feb 2025 07:52:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Sanat Dünyası]]></category><category><![CDATA[Sergiler]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/pera-muzesinde-rehberli-gezi-osman-hamdiyi-kesif-zamani</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/pera-muzesinde-rehberli-gezi-osman-hamdiyi-kesif-zamani-20500.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Osmanlı İmparatorluğu’nun son devir sanatçılarından ve entelektüellerinden Osman Hamdi Bey’i yakından tanıma fırsatı...</strong></i></p><p><strong>Pera Müzesi,</strong> daimî koleksiyonunda bulunan eserler ile <strong>“Bir Osmanlı Aydını: Osman Hamdi Bey”</strong> rehberli sergi turu düzenliyor. &nbsp;6 ve 20 Şubat tarihlerinde saat 17.30’da ücretsiz olarak gerçekleştirilecek sergi turları; sanatseverlere, <strong>Osman Hamdi Bey</strong>’in hayatı ve sanatına dair daha derin bir anlayış kazanma fırsatı sunuyor. Turlarda, <strong>Osman Hamdi Bey</strong>’in <strong>Suna ve İnan Kıraç Vakfı Oryantalist Resim Koleksiyonu</strong>’nda yer alan beş eseri, sanatçının hayat hikâyesi ve eserlerinin kültürel bağlamına dair detaylarla birlikte ele alınıyor.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250203075630-727144.jpg"></figure><p><strong>REHBERLİ TUR 30 DAKİKA SÜRÜYOR…</strong></p><p><strong>Osman Hamdi Bey</strong>’in sanatı ile devrinin sosyal ve tarihî atmosferi arasındaki ilişki gözler önüne serilirken aynı zamanda eserlerin koleksiyon içerisindeki önemi ve yeri de vurgulanıyor. 30 dakika sürecek <strong>“rehberli tur”</strong> için ayrıca müze giriş bileti alınması ve rezervasyon yapılması gerekiyor.</p><p>Kaynak: Türkiye Gazetesi</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/pera-muzesinde-rehberli-gezi-osman-hamdiyi-kesif-zamani-20500.jpg" alt=""><p><i><strong>Osmanlı İmparatorluğu’nun son devir sanatçılarından ve entelektüellerinden Osman Hamdi Bey’i yakından tanıma fırsatı...</strong></i></p><p><strong>Pera Müzesi,</strong> daimî koleksiyonunda bulunan eserler ile <strong>“Bir Osmanlı Aydını: Osman Hamdi Bey”</strong> rehberli sergi turu düzenliyor. &nbsp;6 ve 20 Şubat tarihlerinde saat 17.30’da ücretsiz olarak gerçekleştirilecek sergi turları; sanatseverlere, <strong>Osman Hamdi Bey</strong>’in hayatı ve sanatına dair daha derin bir anlayış kazanma fırsatı sunuyor. Turlarda, <strong>Osman Hamdi Bey</strong>’in <strong>Suna ve İnan Kıraç Vakfı Oryantalist Resim Koleksiyonu</strong>’nda yer alan beş eseri, sanatçının hayat hikâyesi ve eserlerinin kültürel bağlamına dair detaylarla birlikte ele alınıyor.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250203075630-727144.jpg"></figure><p><strong>REHBERLİ TUR 30 DAKİKA SÜRÜYOR…</strong></p><p><strong>Osman Hamdi Bey</strong>’in sanatı ile devrinin sosyal ve tarihî atmosferi arasındaki ilişki gözler önüne serilirken aynı zamanda eserlerin koleksiyon içerisindeki önemi ve yeri de vurgulanıyor. 30 dakika sürecek <strong>“rehberli tur”</strong> için ayrıca müze giriş bileti alınması ve rezervasyon yapılması gerekiyor.</p><p>Kaynak: Türkiye Gazetesi</p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>Yıldız isimler kazandı... Grammy Ödülleri sahiplerini buldu!</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/yildiz-isimler-kazandi-grammy-odulleri-sahiplerini-buldu</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/yildiz-isimler-kazandi-grammy-odulleri-sahiplerini-buldu/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Mon, 3 Feb 2025 07:01:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Müzik]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/yildiz-isimler-kazandi-grammy-odulleri-sahiplerini-buldu</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/yildiz-isimler-kazandi-grammy-odulleri-sahiplerini-buldu-20250203070455.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Grammy Ödülleri bugün ABD'nin Los Angeles kentinde düzenlenen törenle sahiplerini buluyor. Yılın kaydı ve yılın şarkısı ödüllerini Not Like Us ile Kendrick Lamar kazandı. En iyi yeni sanatçı ödülüne Chappel Roan layık görüldü.</strong></i></p><p>Müzisyenlerin ve eğlence dünyasında çalışanların oluşturduğu <strong>Recording Academy</strong>'e (Kayıt Akademisi) kayıtlı 13 bin şarkıcı, bestekar, yapımcı, ses mühendisi ve diğer sektör çalışanları tarafından seçilen <strong>Grammy ödülleri</strong> sahiplerini buldu.</p><p>Los Angeles'ta bu yılın başında başlayan yangın felaketi sebebiyle, <strong>"şehre saygı duruşu" </strong>yapılan etkinlikte <strong>Beyonce, Cowboy Carter</strong> isimli albümüyle en iyi <strong>Country müzik</strong> ödülünün sahibi oldu.</p><p>Kariyeri boyunca hip-hop ve pop müzik tercih eden<strong> Beyonce, Country </strong>tarzındaki müzikle herkesi şaşırtmıştı.</p><p>Binlerce insanın evsiz kaldığı ve 29 insanın öldüğü yangın felaketi sonrasında bir yardım etkinliğine dönüşen ödül töreninde çok sayıda sanatçı sahne aldı.</p><p><strong>Sabrina Carpenter</strong>, <strong>"Short n' Sweet"</strong> isimli albümle en iyi pop albümü ödülünü kazanırken, <strong>Doechii</strong> ise rap albümü <strong>"Alligator Bites Never Heal"</strong> ile en iyi rap albümünü aldı. <strong>Doechii</strong>, böylelikle en iyi rap albümü ödülü alan üçüncü kadın sanatçı oldu.</p><p>Chappelle Roan ise en iyi genç sanatçı ödülünün sahibi oldu.</p><p>Kendrick Lamar da <strong>"Not Like Us"</strong> ile yılın en iyi kaydı ödülünü kazandı.</p><p><i><strong>Lady Gaga ve Bruno Mars, "Die With a Smile" isimli performanslarıyla "En iyi ikili pop performansı" ödülünün sahibi oldu.</strong></i></p><p>En iyi dans ve elektronik kayıt ödülünün kazananı <strong>Justice &amp; Tame Impala</strong> imzalı Neverender olurken, <strong>Charli XCX</strong> en iyi dans/elektronik albümü ve kaydı ile geceyi ödüllerle kapattı.</p><p>En iyi Latin pop albümünün kazananı ise Shakira olurken en iyi rock performansı ödülünü ise <strong>The Beatles, Now and Then</strong> ile kazandı.</p><p><strong>ALTERNATİF MÜZİĞE ST. VINCENT DAMGA VURDU</strong></p><p><strong>St. Vincent imzalı Broken Man</strong> iyi rock şarkısı olurken en iyi rock albümü ise Rolling Stones'un Hackney Diamonds isimli albümü oldu.</p><p><strong>En iyi alternatif müzik</strong> albümünün kazananı <strong>All Born Screaming ile St. Vincent</strong> olurken, en iyi alternatif müzik performansı ödülünün kazananı ise Flea ile St. Vincent oldu.</p><p><strong>En iyi metal müzik</strong> performansı ödülü ise <strong>Gojira, Marina Viotti &amp; Victor Le Masne'nin Mea Culpa</strong> (Ah! Ça ira!) performansına gitti.</p><p><strong>COUNTRY'DE BEYONCE ETKİSİ</strong></p><p>En iyi solo Country müzik performansının kazananı Chris Stapleton olurken, en iyi ikili/grup performansı ödülünün kazananı ise Beyonce ve Miley Cyrus'un Il Most Wanted performansı oldu.</p><p>En iyi Country müzik şarkısı ödülünün kazananı ise The Architect ile Kacey Musgraves oldu.</p><p>En iyi R&amp;B performansı ödülünün sahibi Muni Long, Made For Me ile olurken en iyi R&amp;B şarkısı ise SZA'nın Saturn'ü oldu.</p><p>En progresif R&amp;B albümü ise iki isme gitti... İki kazananın olduğu ödül Avery*Sunshine'ın So Glad to Know You albümü ike NxWorries'in Why Lawd? albümüne gitti.</p><p>En iyi R&amp;B albümü ise Chris Brown'ın 11:11 (Deluxe) albümünün oldu.</p><p>En iyi film müziği bestesi (film ve TV dahil)</p><p>Hans Zimmer - Dune: Part Two</p><p>Video oyunlar ve diğer interaktif medya için en iyi oyun müziği bestesi</p><p>Winifred Phillips - Wizardry: Proving Grounds of the Mad Overlord</p><p>Görsel medya için en iyi şarkı yazımı</p><p>Jon Batiste - It Never Went Away (American Symphony)</p><p>En iyi sesli kitap anlatımı</p><p>Jimmy Carter - Last Sunday in Plains: A Centennial Celebration</p><p>En iyi müzik klibi</p><p>Kendrick Lamar - Not Like Us</p><p>En iyi müzik filmi</p><p>American Symphony</p><p><strong>CAZ VE KLASİK</strong></p><p>En iyi caz vokal albümü</p><p>Samara Joy - A Joyful Holiday</p><p>En iyi enstrümental caz albüm</p><p>Chick Corea &amp; Béla Fleck – Remembrance</p><p>En iyi alternatif caz albümü</p><p>Meshell Ndegeocello - No More Water: The Gospel Of James Baldwin</p><p>En iyi caz performansı</p><p>Samara Joy feat. Sullivan Fortner – Twinkle Twinkle Little Me</p><p>En iyi müzikal tiyatro albümü</p><p>Hell's Kitchen</p><p>En iyi opera kaydı</p><p>Saariaho: Adriana Mater - Esa-Pekka Salonen, kondüktör (San Francisco Symphony; San Francisco Symphony Chorus; Timo Kurkikangas)</p><p>En iyi opera performansı</p><p>Ortiz: Revolución Diamantina - Gustavo Dudamel, conductor (Los Angeles Philharmonic)</p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/02/yildiz-isimler-kazandi-grammy-odulleri-sahiplerini-buldu-20250203070455.jpg" alt=""><p><i><strong>Grammy Ödülleri bugün ABD'nin Los Angeles kentinde düzenlenen törenle sahiplerini buluyor. Yılın kaydı ve yılın şarkısı ödüllerini Not Like Us ile Kendrick Lamar kazandı. En iyi yeni sanatçı ödülüne Chappel Roan layık görüldü.</strong></i></p><p>Müzisyenlerin ve eğlence dünyasında çalışanların oluşturduğu <strong>Recording Academy</strong>'e (Kayıt Akademisi) kayıtlı 13 bin şarkıcı, bestekar, yapımcı, ses mühendisi ve diğer sektör çalışanları tarafından seçilen <strong>Grammy ödülleri</strong> sahiplerini buldu.</p><p>Los Angeles'ta bu yılın başında başlayan yangın felaketi sebebiyle, <strong>"şehre saygı duruşu" </strong>yapılan etkinlikte <strong>Beyonce, Cowboy Carter</strong> isimli albümüyle en iyi <strong>Country müzik</strong> ödülünün sahibi oldu.</p><p>Kariyeri boyunca hip-hop ve pop müzik tercih eden<strong> Beyonce, Country </strong>tarzındaki müzikle herkesi şaşırtmıştı.</p><p>Binlerce insanın evsiz kaldığı ve 29 insanın öldüğü yangın felaketi sonrasında bir yardım etkinliğine dönüşen ödül töreninde çok sayıda sanatçı sahne aldı.</p><p><strong>Sabrina Carpenter</strong>, <strong>"Short n' Sweet"</strong> isimli albümle en iyi pop albümü ödülünü kazanırken, <strong>Doechii</strong> ise rap albümü <strong>"Alligator Bites Never Heal"</strong> ile en iyi rap albümünü aldı. <strong>Doechii</strong>, böylelikle en iyi rap albümü ödülü alan üçüncü kadın sanatçı oldu.</p><p>Chappelle Roan ise en iyi genç sanatçı ödülünün sahibi oldu.</p><p>Kendrick Lamar da <strong>"Not Like Us"</strong> ile yılın en iyi kaydı ödülünü kazandı.</p><p><i><strong>Lady Gaga ve Bruno Mars, "Die With a Smile" isimli performanslarıyla "En iyi ikili pop performansı" ödülünün sahibi oldu.</strong></i></p><p>En iyi dans ve elektronik kayıt ödülünün kazananı <strong>Justice &amp; Tame Impala</strong> imzalı Neverender olurken, <strong>Charli XCX</strong> en iyi dans/elektronik albümü ve kaydı ile geceyi ödüllerle kapattı.</p><p>En iyi Latin pop albümünün kazananı ise Shakira olurken en iyi rock performansı ödülünü ise <strong>The Beatles, Now and Then</strong> ile kazandı.</p><p><strong>ALTERNATİF MÜZİĞE ST. VINCENT DAMGA VURDU</strong></p><p><strong>St. Vincent imzalı Broken Man</strong> iyi rock şarkısı olurken en iyi rock albümü ise Rolling Stones'un Hackney Diamonds isimli albümü oldu.</p><p><strong>En iyi alternatif müzik</strong> albümünün kazananı <strong>All Born Screaming ile St. Vincent</strong> olurken, en iyi alternatif müzik performansı ödülünün kazananı ise Flea ile St. Vincent oldu.</p><p><strong>En iyi metal müzik</strong> performansı ödülü ise <strong>Gojira, Marina Viotti &amp; Victor Le Masne'nin Mea Culpa</strong> (Ah! Ça ira!) performansına gitti.</p><p><strong>COUNTRY'DE BEYONCE ETKİSİ</strong></p><p>En iyi solo Country müzik performansının kazananı Chris Stapleton olurken, en iyi ikili/grup performansı ödülünün kazananı ise Beyonce ve Miley Cyrus'un Il Most Wanted performansı oldu.</p><p>En iyi Country müzik şarkısı ödülünün kazananı ise The Architect ile Kacey Musgraves oldu.</p><p>En iyi R&amp;B performansı ödülünün sahibi Muni Long, Made For Me ile olurken en iyi R&amp;B şarkısı ise SZA'nın Saturn'ü oldu.</p><p>En progresif R&amp;B albümü ise iki isme gitti... İki kazananın olduğu ödül Avery*Sunshine'ın So Glad to Know You albümü ike NxWorries'in Why Lawd? albümüne gitti.</p><p>En iyi R&amp;B albümü ise Chris Brown'ın 11:11 (Deluxe) albümünün oldu.</p><p>En iyi film müziği bestesi (film ve TV dahil)</p><p>Hans Zimmer - Dune: Part Two</p><p>Video oyunlar ve diğer interaktif medya için en iyi oyun müziği bestesi</p><p>Winifred Phillips - Wizardry: Proving Grounds of the Mad Overlord</p><p>Görsel medya için en iyi şarkı yazımı</p><p>Jon Batiste - It Never Went Away (American Symphony)</p><p>En iyi sesli kitap anlatımı</p><p>Jimmy Carter - Last Sunday in Plains: A Centennial Celebration</p><p>En iyi müzik klibi</p><p>Kendrick Lamar - Not Like Us</p><p>En iyi müzik filmi</p><p>American Symphony</p><p><strong>CAZ VE KLASİK</strong></p><p>En iyi caz vokal albümü</p><p>Samara Joy - A Joyful Holiday</p><p>En iyi enstrümental caz albüm</p><p>Chick Corea &amp; Béla Fleck – Remembrance</p><p>En iyi alternatif caz albümü</p><p>Meshell Ndegeocello - No More Water: The Gospel Of James Baldwin</p><p>En iyi caz performansı</p><p>Samara Joy feat. Sullivan Fortner – Twinkle Twinkle Little Me</p><p>En iyi müzikal tiyatro albümü</p><p>Hell's Kitchen</p><p>En iyi opera kaydı</p><p>Saariaho: Adriana Mater - Esa-Pekka Salonen, kondüktör (San Francisco Symphony; San Francisco Symphony Chorus; Timo Kurkikangas)</p><p>En iyi opera performansı</p><p>Ortiz: Revolución Diamantina - Gustavo Dudamel, conductor (Los Angeles Philharmonic)</p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>Piyanist Beren Gürcüoğlu Almanya'da 'Holokost Kurbanlarını Anma Gününde' konser verdi...</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/beren-gurcuoglu-almanyada-holokost-kurbanlarini-anma-gununde-konser-verecek</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/beren-gurcuoglu-almanyada-holokost-kurbanlarini-anma-gununde-konser-verecek/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Tue, 28 Jan 2025 21:31:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Sanat Dünyası]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/beren-gurcuoglu-almanyada-holokost-kurbanlarini-anma-gununde-konser-verecek</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/01/beren-gurcuoglu-almanyada-holokost-kurbanlarini-anma-gununde-konser-verecek-20250129224321.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Nazilerin kurduğu Auschwitz-Birkenau toplama kampında kalanların Sovyet askerleri tarafından kurtarılmasının üzerinden 80 yıl geçti. Her yıl Uluslararası Holokost'u Anma Günü olan 27 Ocak'ta, İkinci Dünya Savaşı sırasında öldürülen altı milyon Yahudi ve Nazilerin öldürdüğü Yahudi olmayan milyonlarca kişi anılıyor. Alman Federal Meclisi'nde düzenlenen anma töreninde genç piyanist Beren Gürcüoğlu bir konser verdi.</strong></i></p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250129224143-171640.jpg"></figure><p><strong>Alman Federal Meclisi</strong>, 27 Ocak 1945’te <strong>Auschwitz-Birkenau</strong> toplama kampının kurtarılmasının 80’inci yıldönümü vesilesiyle 29 Ocak’ta özel bir Anma Töreni düzenledi. Başbakan <strong>Olaf Scholz</strong>’un da katıldığı tören, Meclis Başkanı <strong>Bärbel Bas</strong>’ın açılış konuşmasıyla başladı.</p><p>Federal Cumhurbaşkanı <strong>Dr. Frank-Walter Steinmeier ve Holokost</strong>’tan kurtulan Roman Shvartsman’ın konuşmalarının ardından, törende müzikle anma da gerçekleştirildi.&nbsp;<br>Genç piyanist <strong>Beren Gürcüoğlu </strong>(2006), Alman besteci Felicitas Kukuck’un (1914-2001)<strong> “Es ist ein Schnitter, heißt der Tod” </strong>adlı piyano çeşitlemelerini seslendirdi.<br>Berlin Sanat Üniversitesi’nde (Universität der Künste Berlin) lisans eğitimine devam eden Gürcüoğlu, Uluslararası Gümüşlük Müzik Festivali’nin burs desteğiyle çalışmalarını sürdürüyor.&nbsp;</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250129224311-161590.jpg"></figure><p>Genç sanatçı, Haziran 2023’te Moskova Devlet Çaykovski Konservatuvarı’na bağlı Merkez Müzik Okulu’nun lise bölümünden üstün başarı ve Kırmızı Diploma ile mezun oldu. Universität der Künste Berlin’in giriş sınavlarını başarıyla geçerek Prof. Markus Groh’un piyano sınıfına kabul edilen Gürcüoğlu, geçen yıldan bu yana Berlin’de eğitimine devam etmekte.<br>&nbsp;</p><p><span><i><strong>Etkinliğin YouTube kaydı için:&nbsp;</strong></i></span><a target="_blank" rel="noopener noreferrer" href="https://www.youtube.com/live/d6afn0iuv7Y?feature=shared"><i><strong>https://www.youtube.com/live/d6afn0iuv7Y?feature=shared</strong></i></a><span><i><strong>&nbsp;</strong></i></span></p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/01/beren-gurcuoglu-almanyada-holokost-kurbanlarini-anma-gununde-konser-verecek-20250129224321.jpg" alt=""><p><i><strong>Nazilerin kurduğu Auschwitz-Birkenau toplama kampında kalanların Sovyet askerleri tarafından kurtarılmasının üzerinden 80 yıl geçti. Her yıl Uluslararası Holokost'u Anma Günü olan 27 Ocak'ta, İkinci Dünya Savaşı sırasında öldürülen altı milyon Yahudi ve Nazilerin öldürdüğü Yahudi olmayan milyonlarca kişi anılıyor. Alman Federal Meclisi'nde düzenlenen anma töreninde genç piyanist Beren Gürcüoğlu bir konser verdi.</strong></i></p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250129224143-171640.jpg"></figure><p><strong>Alman Federal Meclisi</strong>, 27 Ocak 1945’te <strong>Auschwitz-Birkenau</strong> toplama kampının kurtarılmasının 80’inci yıldönümü vesilesiyle 29 Ocak’ta özel bir Anma Töreni düzenledi. Başbakan <strong>Olaf Scholz</strong>’un da katıldığı tören, Meclis Başkanı <strong>Bärbel Bas</strong>’ın açılış konuşmasıyla başladı.</p><p>Federal Cumhurbaşkanı <strong>Dr. Frank-Walter Steinmeier ve Holokost</strong>’tan kurtulan Roman Shvartsman’ın konuşmalarının ardından, törende müzikle anma da gerçekleştirildi.&nbsp;<br>Genç piyanist <strong>Beren Gürcüoğlu </strong>(2006), Alman besteci Felicitas Kukuck’un (1914-2001)<strong> “Es ist ein Schnitter, heißt der Tod” </strong>adlı piyano çeşitlemelerini seslendirdi.<br>Berlin Sanat Üniversitesi’nde (Universität der Künste Berlin) lisans eğitimine devam eden Gürcüoğlu, Uluslararası Gümüşlük Müzik Festivali’nin burs desteğiyle çalışmalarını sürdürüyor.&nbsp;</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250129224311-161590.jpg"></figure><p>Genç sanatçı, Haziran 2023’te Moskova Devlet Çaykovski Konservatuvarı’na bağlı Merkez Müzik Okulu’nun lise bölümünden üstün başarı ve Kırmızı Diploma ile mezun oldu. Universität der Künste Berlin’in giriş sınavlarını başarıyla geçerek Prof. Markus Groh’un piyano sınıfına kabul edilen Gürcüoğlu, geçen yıldan bu yana Berlin’de eğitimine devam etmekte.<br>&nbsp;</p><p><span><i><strong>Etkinliğin YouTube kaydı için:&nbsp;</strong></i></span><a target="_blank" rel="noopener noreferrer" href="https://www.youtube.com/live/d6afn0iuv7Y?feature=shared"><i><strong>https://www.youtube.com/live/d6afn0iuv7Y?feature=shared</strong></i></a><span><i><strong>&nbsp;</strong></i></span></p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>97. Oscar adayları açıklandı... 'Emilia Pérez' zirvede!</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/97-oscar-adaylari-aciklandi-emilia-prez-zirvede</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/97-oscar-adaylari-aciklandi-emilia-prez-zirvede/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 18:52:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><category><![CDATA[Sinema]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/97-oscar-adaylari-aciklandi-emilia-prez-zirvede</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/01/97-oscar-adaylari-aciklandi-emilia-prez-zirvede-16960.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Bu yılın Oscar adayları törenle açıklandı. Oscar Ödülleri’nin sunucusu ABD’li ünlü talk şov sunucusu Conan O'Brien olacak. 97. Oscar Ödülleri 2 Mart 2025'te sahiplerini bulacak.</strong></i></p><p>Los Angeles'taki yangın nedeniyle gecikmeli açıklanan Oscar adayları belli oldu.</p><p>Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi, <strong>97. Oscar Ödül Töreni</strong>'nde yarışacak adayları düzenlenen törenle duyurdu.</p><p>Adaylıklara <strong>Sean Baker</strong>'ın <strong>Anora</strong> adlı filmi ve <strong>Brady Corbet</strong>'in yönettiği <strong>The Brutalist</strong> damga vurdu.</p><p><strong>Bu yıl Oscar için yarışacak yapımlar ve isimler şöyle:</strong></p><figure class="image image_resized"><img src="https://img.aydinlik.com.tr/rcman/Cw774h387q95gm/storage/files/images/2025/01/23/oscar-odulleri-ne-zaman-ah7k.jpg" alt="2025 yılı 97. Oscar Ödülleri'nde adaylar açıklandı!"></figure><p><strong>EN İYİ FİLM</strong></p><blockquote><p><strong>Anora</strong><br><strong>The Brutalist</strong><br><strong>A Complete Unknown</strong><br><strong>Conclave</strong><br><strong>Dune: Part 2</strong><br><strong>Emilia Perez</strong><br><strong>I'm Still Here</strong><br><strong>Nickel Boys</strong><br><strong>The Substance</strong><br><strong>Wicked</strong></p></blockquote><p><strong>EN İYİ YÖNETMEN</strong></p><blockquote><p>Anora / Sean Baker<br>The Brutalist / Brady Corbet<br>A Complete Unknown / James Mangold<br>Emilia Perez / Jacquies Audiard<br>The Substance / Coralie Fargeat</p></blockquote><p><strong>EN İYİ KADIN OYUNCU</strong></p><blockquote><p>Cynthia Erivo / Wicked<br>Karla Sofia Gascon / Emilia Perez<br>Mikey Madison / Anora<br>Demi Moore / The Substance<br>Fernanda Torres / I'm Still Here</p></blockquote><p><strong>EN İYİ ERKEK OYUNCU</strong></p><blockquote><p>Adrien Brody / The Brutalist<br>Timothee Chalamet / A Complete Unknown<br>Colman Domingo / Sing Sing<br>Ralph Fiennes / Conclave<br>Sebastian Stan / The Apprentice</p></blockquote><p><strong>EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU</strong></p><blockquote><p>Monica Barbaro / A Complete Unknown<br>Ariana Grande / Wicked<br>Felicity Jones / The Brutalist<br>Isabelle Rosselini / Conclave<br>Zoe Saldana / Emilia Perez</p></blockquote><p><strong>EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU</strong></p><blockquote><p>Yura Borisov / Anora<br>Kieran Culkin / A Real Pain<br>Edward Norton / A Complete Unknown<br>Guy Pearce / The Brutalist<br>Jeremy Strong / The Apprentice</p></blockquote><p><strong>EN İYİ UYARLAMA SENARYO</strong></p><blockquote><p>A Complete Unknown<br>Conclave<br>Emilia Perez<br>Nickel Boys<br>Sing Sing</p></blockquote><p><strong>EN İYİ ÖZGÜN SENARYO</strong></p><blockquote><p>Anora<br>The Brutalist<br>A Real Pain<br>September 5<br>The Substance</p></blockquote><p><strong>YABANCI DİLDE EN İYİ FİLM</strong></p><blockquote><p>I'm Still Here<br>The Girl with the Needle<br>Emilia Perez<br>The Seef of the Sacred Fig<br>Flow</p></blockquote><p><strong>EN İYİ SİNEMATOGRAFİ</strong></p><blockquote><p>The Brutalist<br>Dune: Part 2<br>Emilia Perez<br>Maria<br>Nosferatu</p></blockquote><p><strong>EN İYİ KOSTÜM TASARIMI</strong></p><blockquote><p>A Complete Unknown<br>Conclave<br>Gladiator 2<br>Nosferatu<br>Wicked</p></blockquote><p><strong>EN İYİ FİLM KURGUSU</strong></p><blockquote><p>Anora<br>The Brutalist<br>Conclave<br>Emilia Perez<br>Wicked</p></blockquote><p><strong>EN İYİ ANİMASYON</strong></p><blockquote><p>Flow<br>Inside Out 2<br>Memoir of a Snail<br>Wallace&amp;Gromit: Vengeance Most Fowl<br>The Wild Robot</p></blockquote><p><strong>EN İYİ BELGESEL</strong></p><blockquote><p>Black Box Diaries<br>No Other Land<br>Porcelain War<br>Soundtrack to a Coup D'etat<br>Sugarcane</p></blockquote><p><strong>EN İYİ KISA ANİMASYON</strong></p><blockquote><p>Beautiful Man<br>In the Shadow of the Cypress<br>Magic Candies<br>Wander to Wonder<br>Yuck!</p></blockquote><p><strong>EN İYİ KISA BELGESEL</strong></p><blockquote><p>Death by Numbers<br>I am Ready Warden<br>Incident<br>Instruments of a Beating Heart<br>The Only Girl in the Orchestra</p></blockquote><p><strong>EN İYİ MAKYAJ VE SAÇ TASARIMI</strong></p><blockquote><p>A Different Man<br>Emilia Perez<br>Nosferatu<br>The Substance<br>Wicked</p></blockquote><p><strong>EN İYİ PRODÜKSİYON TASARIMI</strong></p><blockquote><p>The Brutalist<br>Conclave<br>Dune: Part 2<br>Nosferatu<br>Wicked</p></blockquote><p><strong>EN İYİ ÖZGÜN MÜZİK</strong></p><blockquote><p>The Brutalist<br>Conclave<br>Emilia Perez<br>Wicked<br>The Wild Robot</p></blockquote><p><strong>EN İYİ ÖZGÜN ŞARKI</strong></p><blockquote><p>El Mal / Emilia Perez<br>The Journey / The Six Triple Eight<br>Like a Bird / Sing Sing<br>Mi Camino / Emilia Perez<br>Never Too Late / Elton John: Never Too Late</p></blockquote><p><strong>EN İYİ SES KURGUSU</strong></p><blockquote><p>A Complete Unknown<br>Dune: Part 2<br>Emilia Perez<br>Wicked<br>The Wild Robot</p></blockquote><p><strong>EN İYİ GÖRSEL EFEKT</strong></p><blockquote><p>Alien: Romulus<br>Better Man<br>Dune: Part 2<br>Kingdom of the Planet of Apes<br>Wicked</p></blockquote><p><strong>EN İYİ KISA CANLI AKSİYON FİLMİ</strong></p><blockquote><p>A Lien<br>Anuja<br>I'm Not A Robot<br>The Last Ranger<br>The Man Who Could Not Remain Silent</p></blockquote>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/01/97-oscar-adaylari-aciklandi-emilia-prez-zirvede-16960.jpg" alt=""><p><i><strong>Bu yılın Oscar adayları törenle açıklandı. Oscar Ödülleri’nin sunucusu ABD’li ünlü talk şov sunucusu Conan O'Brien olacak. 97. Oscar Ödülleri 2 Mart 2025'te sahiplerini bulacak.</strong></i></p><p>Los Angeles'taki yangın nedeniyle gecikmeli açıklanan Oscar adayları belli oldu.</p><p>Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi, <strong>97. Oscar Ödül Töreni</strong>'nde yarışacak adayları düzenlenen törenle duyurdu.</p><p>Adaylıklara <strong>Sean Baker</strong>'ın <strong>Anora</strong> adlı filmi ve <strong>Brady Corbet</strong>'in yönettiği <strong>The Brutalist</strong> damga vurdu.</p><p><strong>Bu yıl Oscar için yarışacak yapımlar ve isimler şöyle:</strong></p><figure class="image image_resized"><img src="https://img.aydinlik.com.tr/rcman/Cw774h387q95gm/storage/files/images/2025/01/23/oscar-odulleri-ne-zaman-ah7k.jpg" alt="2025 yılı 97. Oscar Ödülleri'nde adaylar açıklandı!"></figure><p><strong>EN İYİ FİLM</strong></p><blockquote><p><strong>Anora</strong><br><strong>The Brutalist</strong><br><strong>A Complete Unknown</strong><br><strong>Conclave</strong><br><strong>Dune: Part 2</strong><br><strong>Emilia Perez</strong><br><strong>I'm Still Here</strong><br><strong>Nickel Boys</strong><br><strong>The Substance</strong><br><strong>Wicked</strong></p></blockquote><p><strong>EN İYİ YÖNETMEN</strong></p><blockquote><p>Anora / Sean Baker<br>The Brutalist / Brady Corbet<br>A Complete Unknown / James Mangold<br>Emilia Perez / Jacquies Audiard<br>The Substance / Coralie Fargeat</p></blockquote><p><strong>EN İYİ KADIN OYUNCU</strong></p><blockquote><p>Cynthia Erivo / Wicked<br>Karla Sofia Gascon / Emilia Perez<br>Mikey Madison / Anora<br>Demi Moore / The Substance<br>Fernanda Torres / I'm Still Here</p></blockquote><p><strong>EN İYİ ERKEK OYUNCU</strong></p><blockquote><p>Adrien Brody / The Brutalist<br>Timothee Chalamet / A Complete Unknown<br>Colman Domingo / Sing Sing<br>Ralph Fiennes / Conclave<br>Sebastian Stan / The Apprentice</p></blockquote><p><strong>EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU</strong></p><blockquote><p>Monica Barbaro / A Complete Unknown<br>Ariana Grande / Wicked<br>Felicity Jones / The Brutalist<br>Isabelle Rosselini / Conclave<br>Zoe Saldana / Emilia Perez</p></blockquote><p><strong>EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU</strong></p><blockquote><p>Yura Borisov / Anora<br>Kieran Culkin / A Real Pain<br>Edward Norton / A Complete Unknown<br>Guy Pearce / The Brutalist<br>Jeremy Strong / The Apprentice</p></blockquote><p><strong>EN İYİ UYARLAMA SENARYO</strong></p><blockquote><p>A Complete Unknown<br>Conclave<br>Emilia Perez<br>Nickel Boys<br>Sing Sing</p></blockquote><p><strong>EN İYİ ÖZGÜN SENARYO</strong></p><blockquote><p>Anora<br>The Brutalist<br>A Real Pain<br>September 5<br>The Substance</p></blockquote><p><strong>YABANCI DİLDE EN İYİ FİLM</strong></p><blockquote><p>I'm Still Here<br>The Girl with the Needle<br>Emilia Perez<br>The Seef of the Sacred Fig<br>Flow</p></blockquote><p><strong>EN İYİ SİNEMATOGRAFİ</strong></p><blockquote><p>The Brutalist<br>Dune: Part 2<br>Emilia Perez<br>Maria<br>Nosferatu</p></blockquote><p><strong>EN İYİ KOSTÜM TASARIMI</strong></p><blockquote><p>A Complete Unknown<br>Conclave<br>Gladiator 2<br>Nosferatu<br>Wicked</p></blockquote><p><strong>EN İYİ FİLM KURGUSU</strong></p><blockquote><p>Anora<br>The Brutalist<br>Conclave<br>Emilia Perez<br>Wicked</p></blockquote><p><strong>EN İYİ ANİMASYON</strong></p><blockquote><p>Flow<br>Inside Out 2<br>Memoir of a Snail<br>Wallace&amp;Gromit: Vengeance Most Fowl<br>The Wild Robot</p></blockquote><p><strong>EN İYİ BELGESEL</strong></p><blockquote><p>Black Box Diaries<br>No Other Land<br>Porcelain War<br>Soundtrack to a Coup D'etat<br>Sugarcane</p></blockquote><p><strong>EN İYİ KISA ANİMASYON</strong></p><blockquote><p>Beautiful Man<br>In the Shadow of the Cypress<br>Magic Candies<br>Wander to Wonder<br>Yuck!</p></blockquote><p><strong>EN İYİ KISA BELGESEL</strong></p><blockquote><p>Death by Numbers<br>I am Ready Warden<br>Incident<br>Instruments of a Beating Heart<br>The Only Girl in the Orchestra</p></blockquote><p><strong>EN İYİ MAKYAJ VE SAÇ TASARIMI</strong></p><blockquote><p>A Different Man<br>Emilia Perez<br>Nosferatu<br>The Substance<br>Wicked</p></blockquote><p><strong>EN İYİ PRODÜKSİYON TASARIMI</strong></p><blockquote><p>The Brutalist<br>Conclave<br>Dune: Part 2<br>Nosferatu<br>Wicked</p></blockquote><p><strong>EN İYİ ÖZGÜN MÜZİK</strong></p><blockquote><p>The Brutalist<br>Conclave<br>Emilia Perez<br>Wicked<br>The Wild Robot</p></blockquote><p><strong>EN İYİ ÖZGÜN ŞARKI</strong></p><blockquote><p>El Mal / Emilia Perez<br>The Journey / The Six Triple Eight<br>Like a Bird / Sing Sing<br>Mi Camino / Emilia Perez<br>Never Too Late / Elton John: Never Too Late</p></blockquote><p><strong>EN İYİ SES KURGUSU</strong></p><blockquote><p>A Complete Unknown<br>Dune: Part 2<br>Emilia Perez<br>Wicked<br>The Wild Robot</p></blockquote><p><strong>EN İYİ GÖRSEL EFEKT</strong></p><blockquote><p>Alien: Romulus<br>Better Man<br>Dune: Part 2<br>Kingdom of the Planet of Apes<br>Wicked</p></blockquote><p><strong>EN İYİ KISA CANLI AKSİYON FİLMİ</strong></p><blockquote><p>A Lien<br>Anuja<br>I'm Not A Robot<br>The Last Ranger<br>The Man Who Could Not Remain Silent</p></blockquote>]]></content:encoded>
			
		</item>
		
		<item>
			<title>2025 Grammy Ödülleri'ni 5. kez Trevor Noah üstlenecek...</title>
			<link>https://www.arthayat.com/haber/2025-grammy-odullerini-5-kez-trevor-noah-ustlenecek</link>
			<comments>https://www.arthayat.com/haber/2025-grammy-odullerini-5-kez-trevor-noah-ustlenecek/#yorum</comments>
			<dc:creator><![CDATA[Suat Kozluklu]]></dc:creator>
			<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 09:47:00 +0300</pubDate>
			<category><![CDATA[Gündem]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.arthayat.com/haber/2025-grammy-odullerini-5-kez-trevor-noah-ustlenecek</guid><enclosure url="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/01/2025-grammy-odullerini-5-kez-trevor-noah-ustlenecek-63454.jpg" type="image/jpeg" length="500000"/><description><![CDATA[<p><i><strong>Müzik dünyasının en prestijli ödülleri arasında yer alan Grammy Ödülleri için geri sayım başladı. 2 Şubat'ta gerçekleşmesi planlanan törenin sunuculuğunu üstlenecek isim belli oldu.</strong></i></p><p>Müzik dünyasının en prestijli ödülleri arasında yer alan <strong>Grammy Ödülleri</strong>, bu yıl 67. kez sahiplerini bulacak. <strong>2 Şubat 2025</strong> tarihinde düzenlenecek olan törenin sunuculuğunu, art arda 5. kez <strong>Trevor Noah</strong> üstlenecek.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250122095533-607256.jpg"></figure><p><strong>GRAMMY ADAYLARI AÇIKLANDI…</strong></p><p><strong>2025 Grammy Ödülleri</strong> için adaylar geçtiğimiz haftalarda duyuruldu. Rekorları altüst eden <strong>Beyoncé</strong>, bu yıl 11 adaylık elde ederek <strong>Grammy</strong> tarihine geçti. Şarkıcı, bu başarıyla eşi <strong>Jay-Z’</strong>nin rekorunu kırarak <strong>Grammy</strong> tarihinin en çok aday gösterilen ismi oldu. Aynı zamanda, <strong>Beyoncé bir yıl içinde 11 Grammy adaylığı kazanan tek kadın sanatçı </strong>unvanını da aldı.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250122095302-250198.jpg"></figure><p><strong>Beyoncé</strong>, Grammy tarihinde 32 ödülle en çok ödül kazanan sanatçı olmayı başardı. Ancak, dört kez aday gösterildiği Yılın Albümü ödülünü bugüne kadar hiç kazanamadı.</p><p><strong>Taylor Swift</strong> ise <strong>"The Tortured Poets Department"</strong> adlı albümü ve Eras turnesiyle büyük ses getirdi. Bu yıl 7 adaylık kazanan Swift, Grammy tarihine adını yazdırdı. Şarkıcı, Yılın Albümü kategorisinde 7. kez aday gösterilerek bu alandaki rekorunu geliştirdi.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250122095400-635057.jpg"></figure><p><strong>YILLAR SONRA BEATLES ADAYLIĞI…</strong></p><p>Efsanevi müzik grubu <strong>The Beatles</strong>, uzun bir aradan sonra yeniden <strong>Grammy</strong>’ye aday gösterildi. <strong>John Lennon</strong>’ın yapay zeka yardımıyla tamamlanan şarkısı <strong>"Now And Then"</strong>, Yılın Kaydı kategorisinde aday oldu. Grup, en son 60 yıl önce En İyi Yeni Sanatçı kategorisinde adaylık elde etmişti.</p><p><strong>EN YAŞLI ADAY: JIMMY CARTER</strong></p><p>G<i><strong>rammy tarihinin en yaşlı adayı, 100 yaşındaki eski ABD Başkanı Jimmy Carter oldu. Carter, "Last Sundays In Plains" adlı eseriyle En İyi Sesli Kitap ödülüne aday gösterildi.</strong></i></p>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.arthayat.com/fotolar/2025/01/2025-grammy-odullerini-5-kez-trevor-noah-ustlenecek-63454.jpg" alt=""><p><i><strong>Müzik dünyasının en prestijli ödülleri arasında yer alan Grammy Ödülleri için geri sayım başladı. 2 Şubat'ta gerçekleşmesi planlanan törenin sunuculuğunu üstlenecek isim belli oldu.</strong></i></p><p>Müzik dünyasının en prestijli ödülleri arasında yer alan <strong>Grammy Ödülleri</strong>, bu yıl 67. kez sahiplerini bulacak. <strong>2 Şubat 2025</strong> tarihinde düzenlenecek olan törenin sunuculuğunu, art arda 5. kez <strong>Trevor Noah</strong> üstlenecek.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250122095533-607256.jpg"></figure><p><strong>GRAMMY ADAYLARI AÇIKLANDI…</strong></p><p><strong>2025 Grammy Ödülleri</strong> için adaylar geçtiğimiz haftalarda duyuruldu. Rekorları altüst eden <strong>Beyoncé</strong>, bu yıl 11 adaylık elde ederek <strong>Grammy</strong> tarihine geçti. Şarkıcı, bu başarıyla eşi <strong>Jay-Z’</strong>nin rekorunu kırarak <strong>Grammy</strong> tarihinin en çok aday gösterilen ismi oldu. Aynı zamanda, <strong>Beyoncé bir yıl içinde 11 Grammy adaylığı kazanan tek kadın sanatçı </strong>unvanını da aldı.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250122095302-250198.jpg"></figure><p><strong>Beyoncé</strong>, Grammy tarihinde 32 ödülle en çok ödül kazanan sanatçı olmayı başardı. Ancak, dört kez aday gösterildiği Yılın Albümü ödülünü bugüne kadar hiç kazanamadı.</p><p><strong>Taylor Swift</strong> ise <strong>"The Tortured Poets Department"</strong> adlı albümü ve Eras turnesiyle büyük ses getirdi. Bu yıl 7 adaylık kazanan Swift, Grammy tarihine adını yazdırdı. Şarkıcı, Yılın Albümü kategorisinde 7. kez aday gösterilerek bu alandaki rekorunu geliştirdi.</p><figure class="image image_resized"><img src="https://www.arthayat.com/fotolar/haber/haber-20250122095400-635057.jpg"></figure><p><strong>YILLAR SONRA BEATLES ADAYLIĞI…</strong></p><p>Efsanevi müzik grubu <strong>The Beatles</strong>, uzun bir aradan sonra yeniden <strong>Grammy</strong>’ye aday gösterildi. <strong>John Lennon</strong>’ın yapay zeka yardımıyla tamamlanan şarkısı <strong>"Now And Then"</strong>, Yılın Kaydı kategorisinde aday oldu. Grup, en son 60 yıl önce En İyi Yeni Sanatçı kategorisinde adaylık elde etmişti.</p><p><strong>EN YAŞLI ADAY: JIMMY CARTER</strong></p><p>G<i><strong>rammy tarihinin en yaşlı adayı, 100 yaşındaki eski ABD Başkanı Jimmy Carter oldu. Carter, "Last Sundays In Plains" adlı eseriyle En İyi Sesli Kitap ödülüne aday gösterildi.</strong></i></p>]]></content:encoded>
			
		</item>
		    </channel>
</rss>